dizifilm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dizifilm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2015 Perşembe

Dizi Önerileri #2 | My Mad Fat Diary | stealthreader

      Herkese merhabalar. 2. dizi tavsiyemle karşınızdayım. Yaz bitmeden şöyle tam yazlık, eğlenceli bir diziden bahsetmek istiyorum. Sizi yormayacak, izlerken stres atabileceğiniz bir dizi arıyorsanız My Mad Fat Diary tam size göre. 
      Ana karakterimiz Rae'nin bazı sorunları var. Bunlardan biri ise kilolu olduğunu düşünmesi. Rae intihar girişiminde bulunduğu için 4 ay hastanede kalmış ve hastaneden çıkmasıyla dizi başlıyor. Tesadüf eseri eski arkadaşı Chloe ile karşılaşıyor ve onun arkadaş grubuyla takılmaya başlıyor. Chloe'nin arkadaşları çok tatlı, çok sempatikler. Dostluklarını azıcık kıskanmış olabilirim :D




      Tabi ki sorunları Rae'i yalnız bırakmıyor ve bu süreçte arkadaşları ona destek oluyorlar. Tüm bunları izlerken bazen kahkaha attım bazen de ağladım. Kitap okurken ağlayan biri değilim fakat fim ve dizilerde çok kolay ağlayabiliyorum. 


      Dizi 3 sezondan oluşuyor ve toplamda 16 bölüm. Ben 2 günde bitirdim diziyi ve erken final yaptığını düşünüyorum. Bence devam edebilirdi ve çok da güzel olurdu. Son bölümde içimde bi burukluk oldu. Sanırım 16 bölüm yetmedi bana. 
     

      İzlemeniz gereken. bazı konularda önyargınızı yıkacak bir dizi olduğunu düşünüyorum. Şiddetle tavsiyemdir.


      Bu arada dizide çok güzel şarkılar vardı. Rae ve Finn'in ( <3) çok iyi bi müzik zevki var. Çalan bazı parçaları önceden biliyordum, bazılarını ise dizi sayesinde keşfettim. Bu da dizinin bana kazandırdığı en güzel şeylerden biri. Aşağıya çok sevdiğim ve dizide çalan bi şarkıyı koydum. İlginizi çekerse bakabilirsiniz.


Merak edenler için ilk sezonun fragmanını aşağıya koydum. İyi seyirleeer^^

















21 Ağustos 2015 Cuma

Dizi Önerileri #1 | Breaking Bad | stealthreader

      Herkese merhaba. Dizi önerileri serisinin ilk yazısıyla karşınızdayım. İlk önerimin en sevdiğim dizi olmasını istedim. En sevdiğim demek az kalır hatta. Hayatımın dizisi resmen. :D
      Dizinin konusundan çok kısa bahsedeceğim. Ana karakterimiz Walter lisede öğretmendir. 50.doğum gününden sonraki gün kansere yakalandığını öğrenir ve ailesine para bırakmak için eski öğrencisi Jesse ile meth pişirmeye başlar. Ee tabi bacanağı da narkotik polisi olunca olaylar olaylaaar yani. :D







      Konusu diğer dizilere göre baya farklı bence. Ee imdb puanı da yüksek olunca neden izlemeyelim ki? Ben bu diziye abimin önerisiyle başlamıştım ve iyi ki başlamışım diyorum.
       Dizi çok psikolojik ve aynı zamanda hareketli. Sıkılmadan, heyecanlı bir şekilde izliyorsunuz. Her bölümün sonunda hemen sonraki bölümü izlemek istiyorsunuz ve özellikle 5.sezonda bu isteğiniz daha da artıyor. Sanırım en güzel sezon 5ti.
 
      Bunlar sadece benim şahsi görüşüm değil. İzleyenlerin birçoğu benimle aynı fikri paylaşıyor ki dizinin imdb puanı 9,5/10. Hatta 5.sezon 14.bölümün puanı ise 10/10. Şimdi size diziye başlayın diyeceğim ama bittiğinde başka dizilerden yeteri kadar keyif alamayabilirsiniz. Şahsen bende durum budur. Resmen çıtayı yükseltiyor bu dizi. :D Ama izlemezseniz de çok büyük bir kayıp sizin için. Karar sizin. :D


      Bu arada son bölümün son sahnesi hatta direkt son bölüm EFSANEYDİ. En çok beğenilen sahne 5.sezon 14.bölüm olabilir ama benim için final bölümünün yeri ayrı. Baby Blue <3
      Aynı zamanda dizinin çok efso remixleri var. Arada açıp dinliyorum falan. Ama diziyi izlemediyseniz sakın internette araştırmaya falan kalmayın ağır spoiler yersiniz.
      Daha fazla söze gerek yok arkadaşlar. Sadece şunu söylüyorum. Bu diziyi İZLEYİN.
     
      Aşağıdaki video ilk sezonun fragmanı. Hala izlemeye karar vermediyseniz ona da bi göz atın derim.
      


      Şu fotoğrafı da şuraya bırakıyorum. Baktıkça gülersiniz. :D





1 Ağustos 2015 Cumartesi

Film Önerileri #1 | Interstellar | stealthreader

      Merhaba. Artık blogta dizi, film, kitap önerileri de yapacağım. İlk olarak geçen hafta izlediğim Interstellar filmiyle başlamak istiyorum.
      Türkçe ismi Yıldızlararası olan bu filmi benden önce abim izlemişti ve bana izlemem için baskı yapıyordu. IMDB puanı da baya yüksek olunca izlemek istedim. Şuan iyi ki izlemişim diyorum. Hayatımın filmlerindendi kesinlikle. Bilim kurgu okumayı, izlemeyi sevenlerin kaçırmaması gereken bir film.
      Kısaca konusundan bahsetmem gerekirse;
Dünya'da toz fırtınaları insanların yaşamlarını birçok yönden etkiliyor ve birkaç yıl içinde dünya artık yaşanılamaz bir yere dönüşecek. Bu yüzden NASA'nın yaşanılabilir bir gezegen bulması gerek. Bu amaç doğrultusunda bazı çalışmalar yapılıyor. Gerisini izleyince göreceksiniz zaten, daha fazla şey söylersem spoiler olabilir.
      Hani bazı kitaplar, filmler olur, bittikten sonra ''Ne oldu şimdi?'' dersiniz. İşte bu film de onlardandı. Sonu hem çok zekice hem de çok karmaşıktı bence. Film bittikten sonra 1saat falan üzerinde düşündüm, bazı sahneleri tekrar izledim ve aynen şu tepkiyi verdim. VAY BE.
      Film sayesinde çok ilginç bilgiler de öğrendim. Solucan delikleri, zaman kaymaları vs. Özellikle zaman kayması çok ilgimi çekti. Mesela filmde gezegenlerin birinde geçirdiğiniz 1saat dünyadaki 7yıla eşitti.
      Filmin ayrıntılarına vs bakabilmeniz için imdb tıklanabilir linkini yukarı koydum. Dilerseniz bakabilirsiniz. Ana karakterlerden bahsedip yazımı bitirmek istiyorum.



       Yanda gördüğünüz karakterler filmimizin ana karakterleri. Şöyle ksıaca bir göz atalım isterseniz.  filmde Murph karakterinin büyüklüğünü canlandırıyor.  Murp'ün babası Cooper rolünde.  ise Cooper ile birlikte uzaya giden Brand'ı canlandırıyor. (İsimlerin üzerine tıklayarak imdb'deki biyografilerine gidebilirsiniz.)


6 Temmuz 2015 Pazartesi

Pinocchio Dizi Yorumu | kitapmiti

Herkese yeniden merhaba. Uzun bir süredir reading slump'tayım ve hiç bir şekilde okuyasım gelmiyor.Bende bu sürede instagramda birinin paylaşımında gördüğüm ve izlemeye başladığım bir kore dizisi olan Pinocchio'dan bahsetmek istiyorum.Dizi 20 bölümden oluşuyor ve her bölüm yaklaşık olarak 1 saat.

 Konusundan kısaca bahsetmek gerekirse ;
   Mutlu bir aileye sahip olan Ki-Ha Myeong'un babası bir itfaiye şefidir.Abisi ile Ki-Ha Myeong çok aşırı zeki çocuklardır. Bir gün babası bir fabrika yangınına gider ve fabrika sahibinin içeride çalışanlarının kaldığını söylemesi üzerine tüm ekip fabrikaya girerler.Bu esnada fabrikada bir patlama meydana gelir.Tüm itfayecilerin hayatlarını kaybetmesine rağmen şefin cesedi bulunamaz. Bir muhabir olan Müdür Song ise itfaiyecilerin ölümünden şefi suçlar ve öfkeli halk bu aileye yönelirler.Tepkilere dayanamayan Ki-Ha Myeong'un annesi ise Ki-Ha Myeong'la beraber denize atlayarak intihar eder.Ki-Ha Myeong yakınlardaki bir adaya kadar gitmeyi başarır.Burada yaşlı bir adam ölen oğlu Choı Dal-Po'nun yerine koyar ve evlat edinir.
 
Bu yaşananlar sırasından da Choi Dal-Po 'yu evlat edinen adamın küçük oğlu kızı Choı In-Ha 'yı da alarak adaya taşınır.Dördü beraber yaşamaya başlarlar.Bu arada Choı In-Ha bir pinokyodur.Yani her yalan söylediğinde hıçkırıyor.Bu rahatsızlıktan dizi de "Pinokyo Sendromu" olarak söz ediliyor.
  Dizi de belli aralıklarla zaman atlamaları yapılıyor.Bu sadece başı maalesef ki :( Biliyorum çok uzun bir konu ama gerçektende harika bir dizi.
Uzun yıllar beraber yaşayan Choı Dal-Po ve Choı In-Ha belli bir zaman sonra birbirlerinden hoşlanmaya başlıyorlar. İkisinin de muhabir olması üzerine olaylar iyice karışmaya başlıyor .

Dizi de aşktan çok aile bağlarının anlatılması benim çok hoşuma gitti. Dal-Po ile In-Ha'nın aşkını görmemek imkansız tabii ki de fakat onların aşkı o kadar saf işlenmiş ki yoğunluk aile bağlarına verilmiş. Çok fazla Kore dizisi izlememe rağmen buna bayıldım. Konusu bu kadar ilgimi çekmese belki de hiç izlemezdim. Ama her yalan söylediğinde hıçkıran bir karakter kimin ilgisini çekmez ki ?Dizide ki her karakterde çok iyiydi. Kötü karakterleri bile çok sevdim. Favori karakterimi söyleyecektim fakat seçemedim.Hepside birbirinden iyiydi.

Bu yazıyı bu kadar karmaşık yazmayı gerçekten de istemezdim.Fakat dizi farklı noktalardan birleşiyor ve anlatması güçleşiyor.Ben kısaca giriş hikayesini anlattım devamını spoiler vermeden anlatamayabilirdim. Uzun lafın kısası mutlaka izleyin.




11 Haziran 2015 Perşembe

5 Film Önerisi | kitapmiti

Herkese yeniden merhaba.Film izlemeyi de kitap okumak kadar seven birisiyim ve güzel film seçmek bazen ölüm gibi olabiliyor. O yüzden bende favorilerimde olan 5 filmi sizlerle paylaşmak istedim umarım beğenirsiniz.

1) The Best Of  Me (2014)
The Best Of Me filmini ben tumblrda bir gifini gördükten sonra merak edip izledim.2014 yapımı film iki liseli aşık olan Amanda ve Dawson ı anlatıyor. Fazlasıyla duygusal ve güzel bir film.İlk izlediğim günden beri ara ara tekrar izliyorum.Ayrıca filmin kendisi kadar soundtrackları ve oyuncuları da harika.Buarada unutmadan söyleyeyim. Film Nicholas Sparks'ın The Best Of Me adlı romanından uyarlama. Kitabın çevirisi henüz yapılmamış ama yapılacağını umuyorum.

2)I Origins (2014)

I Origins filmi moleküler biyolog Ian ve arkadaşlarının insan gözünün evrimine dair yaptığı araştırmayı konu alıyor. Bir nevi reenkarnasyon da anlatılıyor. Film gerçekten çok ilginç ve şaşırtıcı.

3)Love,Rosie(2014)

Bu filmi artık izlemeyeniniz yoktur sanırım. Ama gerçekten çok seviyorum. Oyüzden koymasam olmazdı.5 yaşından beri çok yakın arkadaş olan Rosie ve Alex 18 yaşında bazı sebeplerden ötürü uzaklaşmak zorunda kalıyorlar. Ama yıllar sonra bile aynı hislerle birbirlerine dönüyorlar. Love,Rosie filmi Cecilia Ahern in Where Rainbows End adlı kitabından uyarlama.Hala izlemediyseniz hemen izlemenizi öneririm.

4)Stuck İn Love (2012)
Bu filmi bir youtuberın önerisi ile izledim ve gerçektende bayıldımm.Bu filmde hem Love,Rosie filminin Rosie si hemde The Best Of Me filminin Amanda sı oynuyor.İkisinede zaten bayıldığım için filmi sevmesem olmazdı. Film bir yazarın eski karısı ve çocuklarının aşkla geçen bir yıllarını anlatıyor. 3 neslin birden anlatılması gerçekten çok güzel.Filmden sıkılmıyorsun hep farklı olaylar gelişiyor. 

5)The Duff (2015)


Ve son olarakta geçen gün izlediğim The Duff filmi. Ben bu filmi çıkacağını duyduğum ilk günden beri merakla bekliyordum. Başrol oyuncusu Robbie Amel i çok sevdiğim için bekliyodum daha çok ama filme de bayıldım. Film de son sınıf öğrencisi olan Bianca nın dış görünüşüyle ilgili bir sorunu yoktur aslında.Ancak bir gün şişman ve çirkin olarak bahsedildiğini öğrenir. Ve tabii ki de olaylar gelişir. Bu film gerçekten de her şeyin dış görünüş olmadığını öğreten harika bir film. Oldukça da eğlenceli. Kesinlikle izleyin derim :D
 Trailer : http://www.sinemalar.com/film/227568/the-duff