kitapyorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitapyorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2016 Perşembe

Tehlikeli Temas Kitap Yorumu | kitapmiti

Kitabın Adı : Tehlikeli Temas (Rosemary Sahili 1)
Orjinal Adı : Fallen Too Far
Yazarı : Abbi Glines
Yayınevi : Pegasus
Sayfa Sayısı : 256
Liste Fiyatı : 22.50


Blaire Wynn’in en son istediği şey babasının yeni ailesinin yaşadığı Florida’daki Rosemary Sahili’ne taşınmaktır. Ancak seçim şansı yoktur. Bir hastalık yüzünden ölen annesi, ardında yüklü borçlar bıraktığı için Blaire’in Alabama’daki çiftliği elinde tutması mümkün değildir. Koltuğunun altındaki tabancayla kamyonetini zengin sahil kasabasına çeken Blaire buraya asla uyum sağlayamayacağını bilmektedir. Babasının Paris’e gittiğini ve onu yeni üvey kardeşi Rush Finlay’le yalnız bıraktığını öğrenince daha büyük bir hayal kırıklığı yaşar. İnsanları hor gören, hiçbir şeyden pişmanlık duymayan, adı çıkmış bir rock yıldızının oğlu olan Rush yakışıklı olduğu kadar şımarıktır da… Ve Blaire’i gördüğü anda genç kızın kanına girer. Yaz ayları ilerledikçe genç kadın, Rush’ın asla tahmin etmediği yanlarını görecek ve birbirlerine karşı hisleri görmezden gelemeyecekleri kadar güçlenecektir. Ancak Rush, Blaire’in tüm dünyasını yıkacak bir sır bilmektedir. Blaire genç adamın tehlikeli temasına kendini kaptırmadan önce bu gizemi ortaya çıkarabilecek midir?

“En sevdiğim Abbi Glines kitabı olarak listemin zirvesine yerleşti.” Colleen Hoover





Herkese uzun bir aradan sonra yeniden merhaba. Bugün sizlerle uzun zamandır okumak isteyip daha yeni okumaya fırsat bulabildiğim Abbi Glines'ın Tehlikeli Temas (Fallen Too Far ) adlı kitabını yorumlayacağım.


Kitabı bir gecede okuyup bitirdim. Zaten oldukça kısa ve okunması kolay bir kitap. Üstüne kendisi de güzel olunca bir solukta bitiyor. :) Gelelim kitabımızın konusuna; Blair Wynn 19 yaşında ve annesini kaybedeli 3 yıl olmuştur. Kimsesi kalmadığı için 5 yıl önce kendilerini terkeden babasının yanına gitmeye karar verir. Ancak gittiğinde babasını bulamaz. Çünkü babası yeniden evlenmiştir ve karısıyla beraber bir tatile çıkmıştır. Ve babasının yeni eşinin oğlu Rush ile karşılaşır. Rush ilk başta Blair'i hiç istemez ancak gidecek bir yeri olmadığını anladığında ona ailesi dönene kadar yanında kalmayı teklif eder. Böylelikle Rush ile Blair arasındaki ilişki bir nevi başlamış olur :D  Blair'den uzak durmaya çalışan Rush ne kadar başarılı olabilecektir? Tabii bir de daha Blair'in öğrenmesi gereken sırlar vardır.


Kitabın genel olarak konusu bu şekilde. Tabii ki de hepsi bu değil. Blair ve Rush 'ın aileleri arasındaki sır ve daha fazlası kitaba bizi oldukça bağlıyor. Rush ile Blair arasındaki aşkı da unutmamak gerek tabii ki. Açıkçası -muhtemelen kitabı okuyan her kız gibi- Rush'a fazlasıyla tutulduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Blair 'e olan davranışları ve duygusallığıyla beni fazlasıyla etkiledi. Dövmeli oluşu da ayrı bir artı oldu :D Rush'ın aşık halleri o kadar sevimliydiki okurken eridim diyebilirim. Kıskançlıkları ve ufak öfkeleride oldukça güzeldi. Kitaplarda genelde kız karakterleri çok benimseyip sevemem ancak Blair'ın kenidini savunuşu ve bazı konulardaki davranışları Blair karakterini oldukça sevmemi sağladı.


Son olarak yazarın dilinden ve kapak tasarımından bahsetmek istiyorum. Ben kapak  tasarımını oldukça beğendim. Ebook olarak okuduğum için maalesef kitaplığımda bulunamayacak ama belki ileriki zamanlarda dayanamaz alırım bilmiyorum. Yazarın dili ise oldukça akıcıydı. Okurken beni rahatsız eden bir yazımı yoktu. Kısacası kitabı her şekilde sevdim. :D ve tabii ki de serinin devamını okumak için sabırsızlanıyorum.Zaten kitap öyle bir yerde bitti ki ikinci kitabı oldukça merak ediyorum. Üçüncü ve dürdüncü kitaplarının da henüz çevrilmemiş olması beni üzdü ama bu gidişle ingilizce olarak okuyacağım. :/  Bir kaç blogger ın yorumlarında diğer kitaplarında oldukça güzel olduklarını okudum. Bu da sabırsızlığımı iyice artırdı :D


Bir sonraki yorumda görüşmek üzere keyifli okumalar :*

 Puanım;

Hayalperest Kitap Yorumu | kitapmiti


Kitabın Adı : Hayalperest
Yazarı : Burak Parmaksız
Yayınevi : Fenomen Kitaplar
Sayfa Sayısı : 224
Liste Fiyatı : 15.00










Burak, kuşkusuz Türkiye’nin en güçlü kalemlerinden biri. Farklı tarzıyla adeta kelimelerle dans ediyor.
-Eddi Anter

Yaza yaza bilenen en güzel silahtır kalem. Ve sen sevgili Burak, keskin cümlelerinle 12’den vuruyorsun yürekleri… Gücün ve başarın yol olsun tüm aşka hasret kelimelere…
-Pia

“Bu muhteşem kitap, insanı birdenbire içine çeken bir girdap gibi; akıl oyunları, beyin fırtınası ve dâhiyane fikirlerle insanı içine çekiyor. İçten, sıcak, samimi ve yerine göre de dokunduran ve hatta, “Kral Çıplak” diyebilen güçlü kalemlerden biri Burak PARMAKSIZ… Yazarın ikinci kitabı olan Hayalperest, daha adından çok söz ettirecek gibi…”
-Salim Nizam







Herkese yeniden merhaba. Bugün sizlere Burak Parmaksız'ın Hayalperest adlı kitabını yorumlayacağım.


Kitabı  bana imzalı bir şekilde yolladığı için Burak Parmaksız'a tekrardan çok teşekkür ediyorum.Hayalperest benim hiç bir beklentim olmadan nötr olarak başladığım bir kitaptı ve oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Çok doğal bir şekilde yazılmış. O an aklından geçenleri yazmış direk ve okurken sanki yazarın gözünden bakıyormuşum gibiydi. Bazen öyle cümleler vardı ki tam olarak benim düşündüklerimi söylemiş dedim. Zaten çok kısa bir kitap ve aşırı derece de akıcı. Bir kaç saatte bitirebileceğiniz cinsten bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim :)


Biliyorum çok kısa bir yorum oldu.Ama umarım beğenmişssinizdir. Bir sonraki yorumda görüşmek üzere,keyifli okumalar :*
Puanım;


4N1K Kitap Yorumu | kitapmiti

Kitabın Adı : 4N1K
Yazarı : Büşra Yılmaz
Yayınevi : Epsilon
Sayfa Sayısı : 482
Liste Fiyatı : 25.00











Yaprak; küçükken, markette annesinden sürpriz yumurta istediği için bulgur reyonuna sıkıştırılıp çimdiklenenler, ilkokul önlüğünün altına eşofman giyip okula gidenler, yeşil silgisini diş izi yapanlar ve kırmızı kapaklı tüm dersler kitabının saman sayfalarını silerken yırtanlar kadar sıradan bir kız çocuğuyken; birlikte büyüdüğü dört çılgın erkek arkadaşı yüzünden akranlarından biraz farklı bir kız haline gelmiştir. Dünyası, on iki yıllık dostları, gamzeli kahramanı Ali, tek ideolojisi3P (pizza, pijama, pislik) üzerine kurulu bir çılgın, Oğuz, sevgilisini kendi vesikalık resminden bile kıskanan demirli, Gökhan ve notları toplamda bile 100’e ulaşamayan çorap fetişisti tatlı çapkın Sinan’dan ibarettir. Kalbi dördüyle tıka basa dolu, hayatı onlarla rengârenk olduğu için aşka ne inancı vardır ne de ihtiyacı... Ama bir gün rutin (!) hayatı, doğum gününde gelen bir paket ile tümden değişir. Paketin içinde, gizemli bir âşıktan gelen, kızımızın asla giymeyeceği türden gösterişli bir elbise ve içinde de bir not vardır.





Herkese yeniden merhaba. Bugün sizlere çok uzun zamandır okumaya devam ettiğim ve bitmesin diye sürekli okumayı ertelediğim Büşra Yılmaz'ın 4N1K'yı yorumlayacağım. Ben 4N1K'yı daha hikaye olarak yazılırken okuyordum. Hatta ilk başta hikaye ararken görmüştüm ve bitmedi diye okumaya başlamamıştım. Daha sonra arkadaşlarımın ısrarı üzerine başlamaya karar verdim ve kitap olma aşamasına kadar geldik :D Tüyap'ta ilk aldığım kitap 4N1K idi. O kadar sevinmiştim ki alırken anlatamam. Çünkü 4N1K'nın yer ben de ayrı. Neyse ben başladım kitaba tekrar okuyor olmanın mutluluğu vardı ama ben kitabı bir türlü bitiremedim. Başka bir kitap ta okuyamıyordum. En sonunda Ocak ayında bitirdim. Hatta Ocak ayında bitirdiğim ilk kitap kendileri :D


Kitaba gelecek olursak ; Gökhan,Oğuz,Sinan,Ali ve Yaprak çok yakın arkadaşlar. Birbirlerine aşrı derece de bağlılar ki benim en sevdiğim nokta bu sanırım. Bir gün Yaprak annesinin zorla aldığı pembe bir gömleği değiştirmeye gittiğinde bir çocukla karşılaşır.Çocuk sevgilisine doğum günü için bir elbise almak istediğini ve aynı Yaprak'ın bedeninde olduğunu söyleyerek elbiseyi Yaprak'a denettirir. Daha sonra ise Yaprak doğum gününde elbiseyi kapısında bulur ve üstünde bu elbiseyi bana aşık olduğunda giyeceksin yazar. Ve olaylar burdan itibaren başlar. Sırık oğlanımız Barış Yaprak'ı kendine aşık etmek için elinden geleni yapar. Aa bir de unutmamamız gereken bir diğer nokta ise Ali. Ali çocukluğundan beri Yaprak' a aşıktır. Ama bizim saf çocuklarımız bunun farkında bile değildir.


Ben gerçekten kendi arkadaşlarım gibi benimsemişim kitabı.Gökhan'ın ürettiği değişik küfürler ve delicesine olan kıskançlığı,Oğuz'un pizza aşkı,Sinan'ın hareketleri,Ali'nin korumacılığı ve tabii ki de Yaprak'ın tüm o doğal tavırları. Gerçektende hepsine bayılıyorum. Kitap başlı başına çok doğal. Hiçbir yapmacıklık yok.Ali'nin o saf aşık hallerine öyle bayılıyordum ki anlatamam. Yıllar boyunca aşkını içinde yaşaması ve sırf Yaprak mutlu olsun diye yaptıkları.Anlata anlata bitiremem ben  bu kitabı.Cİdden çok bağlandığım bir kitap.Tabii bunda uzun zamandır okuyor olmamın da etkisi var. Hikaye daha ilk yayınlanmaya başladığı zamanlarda okuyordum ve elimde basılı haldeyken bitirdim. :D Okurken sürekli kahkahalar attığım bir kitaptı.Neredeyse her yerini işaretledim. 100 post it kullanmışım toplamda :D


Herkese şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap.Belki bir klasik değil ama hayatın içinden o kadar çok şey katıyor ki size. Dostluk hakkında,sevgi hakkında. İlla bir klasik okumak gerekmiyor yani bir kitabın size bir şey katması için. Son zamanlar da okunan türlere yönelik yapılan eleştirilerden dolayı bunları da söylemek istedim. Herkesin okuma amacı  da farklı okurken kaptıkları da. Zevk almak için okuyoruz bir çoğumuz ya da bir şeyler öğrenmek için. İsteyen sadece aşk romanı okur isteyense klasik. Sırf klasik okumuyor diye yargılamak çok yanlış. Wattpad kitabı bu niye okuyorsun demekte. Herkes istediğini okuyabilir.


Arada kızgınlıklarımı da eklemiş olsam da umarım beğenmişsinizdir.Bir sonraki yorumda görüşmek üzere keyifli okumalar :*

 Büşra Yılmaz'ın Wattpad hesabı için -- Tıklayınız.

Puanım;



Çevrimiçi Kız Kitap Yorumu | kitapmiti


Kitabın Adı : Çevrimiçi Kız
Orjinal Adı : Girl Online
Yazarı : Zoe Sugg
Yayınevi : Pegasus
Sayfa Sayısı : 360
Liste Fiyatı : 25.00

Twitter'da 3,5 milyon, Instagram'da 4,5 milyon ve Youtube'da 8 milyon takipçiye sahip internet fenomeni ve Zoella blogunun yaratıcısı Zoe Sugg'ın ilk romanı.

Hakları 35 ülkeye satıldı ve sadece İngiltere'de 400.000'in üzerinde satışa ulaşarak 2014'ün en hızlı satan kitabı oldu. Yayımlandığı ilk hafta satış rekoru kırarak E. L. James, J. K. Rowling, Stephenie Meyer ve Dan Brown gibi yazarları geride bıraktı. Penny'nin bir sırrı var.

Penny, Çevrimiçi Kız rumuzuyla arkadaşlık, erkekler, çılgın ailesi ve hayatını ele geçirmeye başlayan panik ataklarla ilgili hislerini blogunda paylaşmaktadır. İşler iyice sarpa sarınca, ailesi hava değişiminin Penny'ye iyi geleceğini düşünerek onu hemen New York'a götürür. Burada, muhteşem yakışıklı gitarist Noah'ya ilk görüşte âşık olan Penny, aralarında geçen her şeyi blogunda anlatmaya başlar. Ancak Noah'nın da bir sırrı vardır; Penny'nin herkesten gizlediği blogger kimliğini ve en yakın arkadaşıyla ilişkisini tehdit edecek kadar büyük bir sır…

"Her zaman bir kitap. yazmayı hayal etmiştim. Bu hayalimin gerçekleştiğine inanamıyorum. Çevrimiçi kız benim ilk romanım ve onu okuyacağınız için çok heyecanlıyım."
-Zoe-
(Tanıtım Bülteninden)


Yeniden herkese merhaba. Bugün sizlerle benim çok çok uzun zamandır takip ettiğim ve gerçekten bayıldığım blogger,youtuber Zoella'nın kitabı olan Çevrimiçi Kız (Girl Online) 'nın yorumunu yapacağım. Ben çok uzun zamandır Çevrimiçi Kız'ı okumak istiyordum. Hatta sırf çevrilmedi diye ingilizcesini almayı planlıyordum. Sonra kitap çevrildi ve ben yine almadım :( Birden bire o kadar popüler oldu ki kitap açıkçası alıp okuyasım gelmedi. Daha önceden belki okurum diye tabletime e book olarak indirmiştim ve geçenlerde Tehlikeli Temas'tan sonra ne okusam diye düşünürken gözüm Çevrimiçi Kız'a takıldı ve böylelikle başladım. Sınavımdan dolayı anca iki günde bitirebildim ama fazlasıyla kısa ve bir kaç saatte bitebilecek bir kitap normalde zaten fazlasıya akıcı bir kitap bu da daha kolay okunmasını sağlıyor.
Kitabımızın konusuna gelecek  olursak; Penny Çevrimiçi Kız rumuzuyla bir blog yazmaktadır. Bu blogta arkadaşlıkları,ailesi ve diğer tüm duygularıyla ilgili yazılar paylaşmaktadır. Ancak bir gün olaylar iyice karışır ve ailesinin de iş nedeniyle New York'a gitmesi gerekmektedir. Penny de en yakın arkadaşı Elliot ile beraber ailesiyle beraber New York'a gider. New York'ta bir düğünün organizasyonu yapmaktadırlar  ve Penny burada Noah ile tanışır. Noah ile çok iyi anlaşan ve birden bire kaptıran Penny New York'un tadını çıkarır. Ancak Noah hakkında bilmediği şeyler vardır.
Kitaba ilk başladığımda açıkçası çok beklentim olduğundan mıdır yoksa stresli olduğum bir günde başladığımdan mıdır bilmiyorum ama kitaba bir türlü ısınamamıştım. Olaylara bir türlü adapte olamıyordum ve kesin beğenmeyeceğim diyerek okumaya devam ediyordum. Ancak kitap biraz daha sonlara doğru beni çok sarmaya başladı. Beni çok tatmin edemese de hoşuma giden bir kitap oldu. Yine de daha güzel olmasını ve bayılarak okumayı isterdim.
Kitapta en sevdiğim şeylerden biri Penny ile en yakın arkadaşı Elliot arasındaki ilişkiydi. O kadar doğal ve samimilerdi ki çok hoşuma gitti. Aynı yerlerde oturmalarından ve evlerinin yan yana olmasından dolayı kendi aralarında şifreler oluşturmuşlar ve odalarından birbirleriyle iletişime geçiyorlardı. Bu cidden çok hoşuma gitti. Sonra Penny'nin doğal halleri ve tabii ki de bir blogger olmasını çok sevdim. Ah bir de fotoğrafçılıkla uğraşması var tabii. Farkettim ki Penny karakterini gerçekten çok sevmişim.Noah ise aşık olduğum bir karakter olmasa da sevdim. Yine de dediğim  gibi kitapta bir eksik vardı. Bir şey eksikti sanki. Ve birazda basit geldi bana. Dilinin akıcı olmasından dolayı kolaylıkla okudum ve sıkılsam bile ilerleyebildi kitap. Hızlı bir şekilde okunacak ve hemen bitecek çerezlik kitaplardan. İkinci kitabı da muhtemelen okuyacağım ama yine e book olarak  okurum.  :D
Kapak tasarımından da söz etmek istiyorum. Mavi zaten çok sevdiğim bir renktir. Üstündeki küçük fotoğraflar ile çok şirin bir kapak olmuş. Orjinal kapağın basılması gerçekten çok güzel olmuş.
Bir sonraki yorumda görüşmek üzere keyifli okumalar :*
 Puanım;



30 Kasım 2015 Pazartesi

Lola ve Komşu Çocuk Yorumu | kitapmiti


Kitabın Adı : Lola ve Komşu Çocuk
Orjinal Adı : Lola (Anna and The French Kiss #2)
Yazarı : Stephanie Perkins 
Yayınevi : Yabancı
Sayfa Sayısı : 320
Liste Fiyatı : 24.00






"Geçmişinde kalan çocuk, gelecekteki aşkı olabilir mi? Henüz kendini geliştirme aşamasındaki tasarımcı Lola Nolan modaya inanmıyordu... O, kostümlere inanıyordu. Kıyafet ne kadar parıltılı, eğlenceli ve farklı, yani etkileyiciyse o kadar iyiydi. Ve Lola'nın hayatı, özellikle de seksi rockçı erkek arkadaşı varken mükemmele gayet yakındı. Ta ki Bell ikizleri olarak da bilinen Calliope ve Cricket mahalleye tekrar taşınıp Lola'nın derinlere gömdüğünü düşündüğü acı verici geçmişini günyüzüne çıkarana kadar."
Herkese yeniden merhaba. Bugün herkesin uzun zaman çıkmasını beklediği ve çok severek okuduğu Lola ve Komşu Çocuk kitabının yorumunu yapacağım. Lola ve Komşu çocuk öncelikle kapak tasarımı ve çok şık çanta tasarımıyla oldukça güzel ve ilgi çekici. Ciltli oluşu ise ayrı bir güzel.
Bende uzun zamandır istiyordum kitabı ki İngilizce olarak alıp okumayı bile planlamıştım.Daha sonra çevrileceğini duyunca bekleyip çevirisini almaya karar verdim. Tam alacakken de fuar da çantasının da verileceğini öğrenip yine bekledim. vee sonunda fuarda çantasıyla beraber aldım. Okumaya başlayınca hemen bitirebileceğiniz bir kitap olmasına rağmen sınavımın olması ve hasta olduğumdan dolayı bir türlü bitiremedim.
Kitabı genel olarak sevdim. Eğlenceli ve farklı bir kitaptı. Karakterleri bana çok orijinal geldi. Lola karakteri oldukça sevimli ve modaya değil kostümlere inanıyor. Kostümlerini kendinin hazırlaması çok hoşuma gitti. Okurken zaman zaman Lola'ya kızsam da yine de sevdim. Cricket karakteri ise klişeleşmiş bad boy karakterlerinden tamamen uzakta çok iyi bir karakter. Sevgisi ise inanılmaz hoşuma gitti.
Dediğim gibi kitabı genel olarak sevdim. Ama çok aşırı derece de de sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Şiddetle tavsiye edebileceğim bir kitap olmasa da güzeldi. :)
Bir sonraki yorumda görüşmek üzere keyifli okumalar :*
Puanım;


19 Kasım 2015 Perşembe

Kusursuz Plan Yorumu | kitapmiti

Kitabın Adı : Kusursuz Plan

Yazarı : Fatih Murat Arsal

Yayınevi : Ephesus

Sayfa Sayısı : 496

Liste Fiyatı : 25,00





Tüm ışıldayan güzelliğine rağmen, o da aldatılabilirdi! İncitilebilirdi! Kalbi kırılabilirdi! Ama gururu yüzünden asla altta kalamazdı! Sevdiği erkeği elde etmek için garip bir plan yaptı. Planı kusursuz olmalıydı. Öyle de oldu! Gerçek niyetini kimse anlayamadı. Amacına erişebilmek için parasını, dayanılmaz güzelliğini, şaşırtan zekâsını ve çekici vücudunu ortaya koydu.

Bundan daha iyi plan olur muydu? Bir de duygularını ve arzularını gizleyebilseydi! Hain planların bile eğlenceli olabileceği, nefes kesen tutkunun elle tutulabilir olduğu bir FMArsal romanı daha!



    Herkese yeniden merhaba. Bugün en sevdiğim türk yazarlardan hatta en sevdiğim yazarlardan biri olan Fatih Murat Arsal'ın uzun zamandır çıkmasını beklediğim ve çıkar çıkmaz fuara koşup aldığım kitabı Kusursuz Plan'ın yorumunu yapacağım.

    Öncelikle kitabın konusundan biraz bahsetmek istiyorum. Kusursuz Plan'da Ebru ve Selim'in hikayesini okuyoruz. Ebru sevgilisi Yakup'a sürpriz yapmak için Çeşme'ye doğru yola çıkar ancak yolda kaybolur ve Selim'le karşılaşır. Selim kendisini gideceği yere bırakması karşılığında ona gideceği yeri göstermeyi teklif eder. Selim Ebru'yu gideceği yere kadar götürür ama Ebru'yu çok kötü bir sürpriz bekliyordur. Çok sevdiği sevgilisi Yakup onu aldatır. Bunun üzerine darmadağın olan Ebru'yu o halde bırakmak istemeyen Selim onu kendi evine götürür. Olaylar bununla sınırlı kalmaz. Ebru öyle bir plan yapar ki yaptığı kusursuz plan la hayatının aşkına kavuşacaktır .

    Kitap konu olarak benimde ilgimi çekmişti ki zaten bir FMArsal kitabının ilgimi çekmemesini bekleyemezdim. Ancak beni hayal kırıklığına uğrattığını söylemeden geçemeyeceğim. Yazarın diğer kitaplarındaki güçlü yan bu kitapta yoktu. Daha basit geldi bana. Çok güzel bir aşk romanı ona hiç bir lafım yok hatta bende sevdim. Ama yazarımızın önceki kitaplarına oranla bu kitabını daha zayıf buldum. Defalarca okuduğum diğer kitaplarındaki o yoğunluk bunda yoktu. Bunun dışında güzel bir kitaptı. Zaten kısa sürede bitebilecek bir kitap alıp okumanızı tavsiye ederim.

      Bir sonraki yorumda görüşmek üzere keyifli okumalar :*


Puanım ;
 
 


11 Kasım 2015 Çarşamba

Paradokya Yorumu | kitapmiti

 
Kitabın Adı : Paradokya

Yazarı : Cem Gülbent

Yayınevi : Timaş

Sayfa Sayısı : 368

Liste Fiyatı : 16,50




Gecenin sessizliğini bozan derin nefes alıp vermelerini, hızla çarpan kalp atışların takip etti. Bu kadar korktuğunu hatırlamıyor, belki de bundan daha heyecanlısını yaşayacağını sanmıyordun.

Yanılıyorsun…

Sıradan hayatın, değer verdiklerin, arzuladıkların… Her şey çok uzak, bir o kadar da yakın… Karşında çözmen gereken şifreler, tamamlaman gereken görevler var. Uyanman için Gecenin Gizemli Oyunu'nu tamamlamak ve geçmişe tersten bakmak zorundasın.

Bu gece, geçmişin izlerinin peşine düşmeye, bilinçaltınla yüzleşmeye, paradokslarla çevrili rüyalar âlemine dalmaya hazır mısın?

ŞİMDİ GÖZLERİNİ KAPAT. OYUN BAŞLIYOR…



       Herkese yeniden merhaba upuzun bir aradan sonra sizlerleyim. O kadar uzun zamandır oturup adam akıllı kitap okumuyorum. Bu yüzden de yorum giremiyorum maalesef. Geçen yıl üniversite hem de hazırlık rahat rahat okurum derken hazırlıktaki boş vakte takılıp sürekli gezmeye başladım. Tabii ki de bundan şikayetçi değilim :D Bunun dışında sürekli olarak film izliyorum ve bende çok etki yaratan bir filmi yakın zamanda sizlerle paylaşacağım.


      Bugün yorumlayacağım kitap ise sevgili Anıl Abla'nın hediyesi olan Cem Gülbent'in yazmış olduğu Paradokya serisinin ilk kitabı. Paradokya'yı yolda belki okurum diyerek yanıma aldım ve yol boyunca okudum. Ciddi anlamda çok sevdim.

      Uzun zamandır fantastik tarzda kitaplar okumadığım için de ayrı bir güzel geldi. Paradokya mantığını yazarımız kitaba oldukça güzel bir şekilde işlemiş. Kitapta fazla karakterin olması ilk başlarda kafamı karıştırsa da daha sonradan alıştım ve tamamen kitabın içinde hissettim kendimi.

      Kitabın konusuna gelecek olursak 3 kişi bir kitap buluyor ve kitabı bulduklarında Paradokya dünyasına girmiş olan 3 kişinin yaşadıklarını okuyorlar ve Paradokya dünyasına girecek bir sonraki kişiler onlar oluyor. Paradokya dünyasından çıkabilmeleri için ise çözmeleri gereken şifreler var. Kitabın içindeki bu şifreleri oldukça başarılı ve eğlenceli buldum. Hatta okurken otobüste kalem çıkarıp çözmeye çalıştım. Aynı zamanda yazarın aralara düştüğü notlar ise çok hoşuma gitti.

    Kısacası bir solukta okunan oldukça güzel bir kitap. Serinin 2 kitabı daha var. Paradokya Sırlar Geçidi ve Paradokya Düşler Ülkesi. En kısa zamanda bu iki kitabı da okumak istiyorum. Okur okumaz ise yorumu gelecek :)

    Bu arada unutmadan Paradokya'nın bir de internet sayfasını oluşturmuşlar buraya tıklayarak sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

    Bir sonraki yorumda görüşmek üzere keyifli okumalar :*

Puanım ;
 





31 Ekim 2015 Cumartesi

Lola ve Komşu Çocuk Yorumu | stealthreader


Kitabın Adı : Lola ve Komşu Çocuk
Orjinal Adı : Lola (Anna and The French Kiss #2)
Yazarı : Stephanie Perkins 
Çeviri: Aslı Tümerkan
Yayınevi : Yabancı
Sayfa Sayısı : 320
Liste Fiyatı : 24.00







"Geçmişinde kalan çocuk, gelecekteki aşkı olabilir mi? Henüz kendini geliştirme aşamasındaki tasarımcı Lola Nolan modaya inanmıyordu... O, kostümlere inanıyordu. Kıyafet ne kadar parıltılı, eğlenceli ve farklı, yani etkileyiciyse o kadar iyiydi. Ve Lola'nın hayatı, özellikle de seksi rockçı erkek arkadaşı varken mükemmele gayet yakındı. Ta ki Bell ikizleri olarak da bilinen Calliope ve Cricket mahalleye tekrar taşınıp Lola'nın derinlere gömdüğünü düşündüğü acı verici geçmişini günyüzüne çıkarana kadar."




      Herkese selam ballar! Uzuuun zamandır buralara uğrayamadım, yorum yazamadım. Malum okul, dersler falan derken zaman kalmıyor. Ben de bu tatili fırsat bilip hemen Lola ve Komşu Çocuğun yorumunu girmek istedim. Çok uzatmadan hemen başlayalım!
      Lola ve Komşu Çocuk, Anna and The French Kiss serisinin 2.kitabı. Ilk kitap yani Anna and The French Kiss Arunas yayınevinden Paris'te Aşk ismiyle çıkmıştı. Lakin Yabancı Anna'yi tekrar basacağını duyurdu. Ne zaman çıkar bilmiyorum ama böylesi daha iyi oldu çünkü Yabancı hem daha kaliteli basıyor hem de her ne kadar kapaklara pek takılmasam da seri arasında uyum olması hoş olur. Hee bir de aklınızdaki şu soru işaretini gidereyim. Seriye 2.kitaptan başlamanın hiçbir sıkıntısı olmuyor çünkü olaylar bağlantılı değil. Yani seride 3arkadaşın hayatını anlatıyor ama dediğim gibi bağlantılı olmadığı için hangi kitaptan başlarsanız başlayın fark yaratmıyor.
      Kısaca konusundan bahsedecek olursam;
Lola modaya değil, kostümlere inanan bi kız. Şimdi, siz bu ne demek diye soracaksınız muhtemelen. Tam olarak şu demek; Lola normal kıyafetler yerine kendi diktiği kostümleri giyen, renkli renkli peruklar takan birisi. Bir de Cricket Bell'imiz var tabi. Cricket da uzuuun boylu, tatlı komşu çocuğumuz.
      Lola bir gün yürüyüşe çıktığında yanlarındaki eve birilerinin taşındığını görür. Tabii bu birileri Bell ailesi olunca işler biraz karışır. Çünkü 2sene önce Bell ailesi orada otururken Cricket ile Lola arasında bir şeyler yanlış gitmiştir ve Cricket'ın tekrar Lola'nın yakınlarında olması bazı sorunları beraberinde getirir.
      Spoiler vermeden ve sizde merak uyandırmaya çalışarak ancak bu kadar anlatabildim. Zaten konu anlatmada pek de iyi olduğum söylenemez. Neyse gelelim benim yorumuma.
      Öncelikle belirtmeliyim ki kitabın cildi, dışı, ayracı mü-kem-mel. O kadar tatlı, o kadar kitabı yansıtan bir kapak ki anlatamam. Kitabı okurken cildin üzerindeki minik resimlerin anlamını keşfetmek inanılmaz zevkliydi. Kitabın sunumuna tek kelimeyle bayıldım. Fakat beni rahatsız eden minicik bi nokta vardı. Sayfalar bana çok önce geldi. Yani alışmışım pegasus ve ephesusun ciltli kitaplarına. O yüzden garipsedim bi ilk başta. Neyse bu çok önemli bi ayrıntı değil zaten. :D
      Kitabın çok basit bir konusu ve kurgusu vardı. Tamam, çok şirin bir kitaptı ama bana biraz boş geldi. Daha kitaba başlamadan, sadece konusunu okuyarak sonunu tahmin edebiliyorsunuz. Ya da okurken bir sonraki sayfayı. Resmen kitabı ben yazmışım gibi hissettim. Gerçi bu tarz kitapların olayı bu sanırım.
      Beni rahatsız eden bir diğer şey ise kitabın anlatımıydı. Kitapta şimdiki zaman anlatımı kullanıyor ve bu okumamı baya zorlaştırdı. Bir türlü içine giremedim ve hal böyle olunca da okumam biraz uzun sürdü.
      Karakterlere gelecek olursak,
Nedense Cricket'a bir türlü alışamadım. Çok silik ve utangaç bir tipti. Aynı zamanda Lola'yı da pek sevemedim. Bazı davranışları o kadar iticiydi ki okurken baya sinirlendiğimi hatırlıyorum. Anna ve sevgilisini daha çok sevdim diyebilirim. Kitapta en eğlendiğim bölümler onların olduğu kısımlardı. Bir de Andy ve Nathan'nı çok sevdim. Hee bu arada, kitapta Isla yoktu. O yüzden onu aşırı merak ediyorum. Yani anlayacağınız Anna'yı sevdiğim ve Isla'yı merak ettiğim için seriye devam edeceğim.  

Puanım:

23 Eylül 2015 Çarşamba

Sen Benim Diğer Yarımsın Yorumu | kitapmiti


Kitabın Adı : Sen Benim Diğer Yarımsın

Orjinal Adı : Soulmates

Yazarı : Holly Bourne

Yayınevi : Parodi

Sayfa Sayısı : 536

Liste Fiyatı : 22,00



Dünyada birbiri için yaratılmış kaç insan vardır? 

Ruh ikizleri; yalnızca onlar bu büyüyü taşır. Toprağa düşen yıldırım kadar nadir gelirler dünyaya. Ama bir araya gelip âşık olduklarında... İşte o zaman, toprak ikiye bölünür. Gökyüzü deryaya, derya ateşe hücum eder. Kargaşa yağar evrenin her bir köşesine, sel olur...

Zarlar atılır, yıldızlar kesişir; ardından Poppy ve Noah düşürür toprağa o ilk kıvılcımı. Fakat o şey, iki büyülü ruhun karşısında durmaktadır, sanki görünmez bir duvar gibi. Felaket, kıyamet, ölüm; engelleyebilir mi kucaklaşmasını alacakaranlıkla gecenin?

"Gerçek aşkın karşısında kim durabilir?"

"Korkusuz, taze, ateş kadar sıcak bir roman: Sen Benim Diğer Yarımsın. Kesinlikle soluksuz okuyacaksınız."
-Amazon-

"Herkes hayatında bir defa da olsa ruhunun derinliklerinde gerçek aşkı tatmıştır. İşte bu kitap size o tadı tekrar hatırlatacak." 
-Usbourne Yayın Grubu-

"Evreni kaosa sürükleyen sıradan âşıkların, sıra dışı aşk hikâyesi. Bu roman kalbinizi ateşe verecek. Tıpkı benimkini verdiği gibi." 
-C. J. Skuse-

"Romeo ve Juliet'i bir kenarda tutun ve Poppy ve Noah'la tanışın."
-The Lancashire Evening Post-


      Herkese yeniden merhaba. Uzun bir süredir kitap okuma isteğim yok ve okuyamıyorum. Bu yüzden de bir süredir hiç yorum giremedim. Bügün de Sen Benim Diğer Yarımsın kitabının yorumuyla karşımızdayım. Kitabı baya bir elimde süründürsem de sonunda bitirdim.

      Kitabın konusundan biraz bahsetmek istiyorum. Genel olarak ruh ikizlerini işleyen bir kitap. Noah ailesiyle sorunları olan ve bir müzik grubunun gitaristi olan bir çocuk. Poppy ise ailesiyle ilişkisi iyi olmasına karşın bir takım psikolojik sorunları olan (aslında ne olduğunu o da bilmiyor) ve ara ara baygınlıklar geçiren bir kız. Poppy'nin  arkadaşları ile Noah ve grubunun konserine gitmesiyle tanışıyorlar. Ancak bu pek te hoş bir tanışma olmuyor. Daha sonra ise aralarındaki gerginliği çözmek için görüşmeye başlamalarıyla aşık olmaya başlıyorlar. 

      Kitabın ruh ikizleri konusunu işlemesi benim çok ilgimi çekti. D&R ın 9.90 tl lik kampanyasında görünce de hemen almıştım. Tabii bir süre beklettim o ayrı. Neyse öncelikle yazarın dilini sevdim. Kitap akıcı ilerliyordu. Ancak başları fazlasıyla klişeydi. Hatta sevmiycem galiba kitabı diyordum. Ama ortaları beni çok sardı ve merakla okumaya devam ettim. Ta ki son kısımlarına kadar. Kitabın sonlarında sanki bir eksiklik vardı. Sonu beni tatmin edemedi. Belki çok hızlı geçtiğinden öyle geldi ama bir eksiklik vardı. 
      Kitaba bayıldığımı söyleyemem. Ama yine de sevdiğim kitaplardan oldu. Favorilerime giremedi o ayrı. Tavsiye eder misin derseniz de benim gibi indirimde bulursanız -ki sanırım sürekli indirime giriyor - alın okuyun derim. Ama illa almalısınız mutlaka okuyun diyebileceğim bir kitap değil.

      Bir sonraki yorumda görüşmek üzere keyifli okumalar.

 Puanım:

19 Eylül 2015 Cumartesi

Evrenin Ötesi Yorumu | stealthreader

Kitabın Adı : Evrenin Ötesi
Orjinal Adı : Across the Universe (Across the Universe #2)
Yazarı : Beth Revis
Çeviri: Ayça Sağlam
Yayınevi : Olimpos
Sayfa Sayısı : 408
Liste Fiyatı : 19.00






  Amy’nin genetik uzmanı annesi ve savaş analizi uzmanı babası yeni bir gezegende insanlığın ilk tohumlarını atmak ve yaşam şartlarını uygun hale getirebilmek üzere Finansal Kaynak Borsası tarafından işe alınır. Yeni gezegene varmak 300 yıl süreceği ve Amy sadece on yedi yaşında olduğu için özel bir izin ile o da bu yolculukta ailesine katılır.

Kendilerinin de aralarında bulunduğu 100 kişilik bilim insanı ve savaş uzmanı dondurularak geminin kargo bölümüne 300 yıl sonra yeni gezegene iniş yapıldığında uyandırılmak üzere yerleştirilir. Ama yüzlerce yıl sürecek olan bu yolculuk için evet demeden önce Amy’nin 50 yıl erken uyandırılacağından haberi yoktu... Üstelik kendi kurallarıyla yaşayan cesur yeni bir dünyaya gözlerini açmayı hiç ummamıştı.


Amy uyandırılışının teknik bir arıza olmadığını anladığı andan itibaren onun neredeyse ölümüne sebep olan kişiyi bulmak için zamana karşı bir yarışa girer. Çünkü donma haznesinin fişi çekilmiştir ve şüpheliler listesindeki isimler ise sadece birkaç bin kişilik gemi sakinlerine aittir. Gemide birisi donma haznelerinin fişlerini çekip kaçıyor ve çözüldükleri vaktinde fark edilmeyen kurbanlar dondurucu sıvıda boğuluyor. Eğer Amy hemen bir şeyler yapmazsa ailesi bir sonraki kurbanlar olabilir.

Ama şüpheli listesindeki isimlerden biri Amy için farklı anlamlar ifade ediyor: genç, asi ve zeki Çıraki geminin gelecekteki lideri ve hazırlıksız yakalandığı bir aşk.






      Herkese yeniden merhaba. Bugün baya önce okuduğum Evrenin Ötesi'nin yorumuyla karşınızdayım. Aslında bu kitabı yorumlama gibi bir niyetim yoktu çünkü okuduktan hemen sonra instagramda kitap hakkında bir şeyler yazmıştım. Geçenlerde Bir Milyon Güneşi okuyunca serinin tüm kitaplarının yorumunu bloga gireyim de toplu dursun diye düşündüm ve sonuç olarak burdayım. Neyse çok uzattım sanırım hemen kitabın konusuyla başlayalım.
      Ana karakterlerimizden biri olan Amy'nin annesi genetik uzmanı, babası ise savaş analizi uzmanıdır. Amy'nin babası ve annesi ile birlikte toplamda 100 bilim insanı yeni bir gezegende yaşam koşullarını uygun hale getirmekle görevlidirler. Bu gezegene olan yolculuk 300 yıl süreceği için donma sıvısı ile dondurulurlar. Amy de anne ve babasıyla beraber gitmek üzere dondurulur ve 300 yıl sonra yani gezegene vardıklarında uyandırılacaklardır. Fakat Amy gerekenden 50yıl erken uyandırılır. Şans eseri boğulmaktan kurtulan Amy uyandırılışının teknik bir arıza olmadığını ve bir katilin donmuş insanların fişlerini çektiğini öğrenir. Herkes Amy kadar şanslı değildir ve bazıları sirojenik (aşırı soğuk sıvı) sıvıda boğulur. Bu nedenle Amy sıra annesine ve babasına gelmeden katili bulmak için zamanla yarışır.
      Kitabın konusu arka kapakta yazıyordu zaten fakat ben yine de kendi cümlelerimle anlatmak istedim. Yorumuma gelecek olursak;
      Kitaba başlamadan önce biraz araştırma yaptım ve hep olumlu yorumlarla karşılaştım. Çok bilindik olmamasına karşın okuyanların çoğunun hatta neredeyse hepsinin beğendiği bir seri olduğunu fark ettim ve bu da seriye olan merakımı arttırdı. Ama beklentiye girip kitabı beğenmemekten korktuğun için beklentimi sıfırlayarak başlamak istedim ve öyle de yaptım. Sonuç olarak kitaba BA-YIL-DIM. Tek kelimeyle mükemmeldi. Tabii birkaç eksiği vardı elbette ama göz ardı edilebilecek kadar minik şeylerdi benim için.
      Kitap biraz durgun başlıyor. Bahsettiğim dondurulma işlemi vs derken birkaç tanımla falan geçiyor ilk 100 sayfa ama bu beni sıkmadı. Hatta baya ilgimi çektiği için o kısımları okurken çok keyif aldım. Beni rahatsız eden tek nokta tüm olayların son 100 sayfada falan patlak vermesiydi. Yani o kısıma kadar sıkılmadan okuyorsunuz falan ama ondan sonrasında heyecandan bırakamıyorsunuz. Hani belki olaylar biraz daha kitabın geneline yayılsaydı daha hoş olabilirdi. Ama ben bu haliyle de çok sevdim tabii ki.
      Olaylar son 100 sayfada patlak veriyor dedim ya az önce, ama ne olaylar ne olaylar. O son nasıl mükemmel bir sondur öyle. Kitabı okurken kafamda birçok teori geliştirmiştim ama bunların neredeyse hiçbiri tutmadı. Katili buldum ama olayların nasıl geliştiğini bulmanız imkansız. Bulan varsa ayakta alkışlarım. :D He bir de katil falan diyorum ya polisiye tarzı anlaşılmasın. Kitabın türü bilim kurgu yani.
      Çok kısa bir şekilde karakterlerden bahsedip yazımı bitirmek istiyorum. Ana karakterlerimiz Amy ve Çırak. Zaten hikaye ikisinin ağzından anlatılıyor. Bölüm bölüm olduğu için bir Çırak bir Amy şeklinde ilerliyor. Bu benim kitaplarda en sevdiğim anlatım. Her iki karakterin de duygularını öğrenebiliyoruz bu şekilde.
      Amy'nin bazı davranışları beni sinir etse de nefret ettiğim bir karakter olmadı. Ne seviyorum ne sevmiyorum gibi bir şey. Çırak'ı Amy'ye göre daha çok sevdiğim kesin ama ona da pek bayılmadım açıkçası. Orion favorim. :D Bir de benden küçük bir uyarı: karakterlerin hiçbiri beklediğiniz gibi çıkmayabilir. Yazar çok fena ters köşe yapıyor haberiniz olsun.
      Kitabın kapağıyla aşk yaşadığımı da söylemeden geçemeyeceğim. He bir de aklıma gelmişken söyleyeyim. Seri (3kitap) kitapyurdunda 18TL gibi ucuz bir fiyata satılıyor. Ben internetten sipariş vermiyorum derseniz de carrefour gibi yerlerde kitapları 10ar TLye bulabilirsiniz. Aklınızda bulunsun. :D
      Karakterlerden bahsedip bitireceğim dedim ama son bir şey daha eklemek istiyorum.
      Böyle mükemmel bir serinin bu kadar az bilinmesi beni üzse de böyle uygun fiyatlara bulunması mutlu ediyor. Belki pegasustan çıksa daha çok bilinirdi (birçok kişi pegasusun her kitabı mükemmelmiş gibi saçma bir düşünceye kapılıp pegasusu göklere çıkardığı için..) ama Olimpos'tan çıkmış çok daha iyi bence. Neyse, ben her yerde serinin reklamını yapıyorum ve yapmaya devam da edeceğim. Seri hak ettiği değeri görene kadar bu böyle olacak. 
      Seriyi şiddetle tavsiye ediyorum ki bunu zaten anlamışsınızdır. Bir Milyon Güneşi'in yorumunu da en kısa zamanda girerim. Hoşça kalın, keyifli okumalaaar :D


Puanım: