6 Eylül 2015 Pazar

Seattle'da Benimle Serisi İkinci Kitap Savaş Benimle Yorumu | kitapmiti

Kitabın Adı : Savaş Benimle

Orjinal Adı : Fight With Me

Yazarı : Kristen Proby

Yayınevi : Aspendos

Sayfa Sayısı : 328

Liste Fiyatı : 20,00





Jules Montgomery bir adamı, özellikle de Nate McKenna'yı düşünmek için fazla meşgul ve de hayatından memnundu. Eğer dört erkek kardeşle büyümek ona bir şey öğrettiyse bu da dövmeli ve motosikletli seksi erkeklerden uzak durması gerektiğiydi. Hele bu adam bir de patronunsa... Birlikte geçirdikleri inanılmaz bir gecede, başka şeylerin yanında 'yakınlaşma yasağını' da ihlal etmiş olabilirdi ama bu bir daha tekrarlanmayacaktı. Bedeni ve kalbi onunla ne kadar kavga ederse etsin, insanın aklını başından alan seks için Jules kariyerini riske atacak bir kadın değildi.

Ama yakınlaşma yasağı, Nate McKenna'nın zerre umurunda değildi. Jules'u istiyordu ve ona sahip olacaktı. Kurallar ne de olsa istenildiği gibi eğilip bükülebilirdi. Nate, hafife alınacak bir adam değildi ve yaşadığı en iyi seksten sonra bir kenara atılmayı nasıl karşıladığını Jules Montgomery öğrenmek üzereydi. Jules ne kadar karşı koyarsa koysun, önünde sonunda Nate'in yatağında olacaktı. Tüm yasaklara rağmen...



Herkese yeniden merhaba. Seattle'da Benimle serisinin ikinci kitabı olan Savaş Benimle'nin yorumu ile karşınızdayım.
Savaş Benimle'yi oldukça sevdim. Konusundan bahsedersek; Jules işinde başarılı ve hayatından oldukça memnundur. Ancak patronu Nate ile aralarında başlayan çekime karşı koyamamıştır. Jules bu ilişkiye ne kadar karşı çıkmaya çalışsa da Nate buna izin vermez ve Jules'u her şeye rağmen ister.

Savaş Benimle ilk kitapta en sevdiğim karakterlerden biri olan Jules karakterini anlatıyordu ve ben çok sevdim. Tabii ki de Luke ve Natalie çiftinin yeri ayrı ama Nate ve Jules çiftini de yeterince sevdim. Beni tek rahatsız eden kitaptaki yazım yanlışlarıydı. Çok sinir oldum gerçekten. Onun dışında oldukça güzeldi. Kitapta yer yer Luke ve Natalie'nin yaşamını okumakta güzel oldu.(Onları Jules'la olan bağlantıdan dolayı anlatıyor. Birebir değil.) İlk kitapta da uyardığım gibi cinsel içerikten hoşlanmayanlar okumasın. 

Seattle'da Benimle Serisinin İlk Kitabı Kaç Benimle'nin yorumu için tıklayın :) -- Kaç Benimle 

Bir sonraki yorumda görüşmek üzere keyifli okumalar :*

Puanım ;



Seattle'da Benimle Serisi Birinci Kitap Kaç Benimle Yorumu | kitapmiti

Kitabın Adı : Kaç Benimle

Orjinal Adı : Come Away With Me

Yazarı : Kristen Proby

Yayınevi : Aspendos

Sayfa Sayısı : 392

Liste Fiyatı : 20,00





Fotoğraf çekerek geçireceği huzurlu bir sabah, sahilde seksi bir yabancıyla uğraşmak, Natalie Conner'ın planları arasında yoktu. Onun fotoğraflarını çektiğini nereden çıkarmıştı ki hem? Kimdi ki o? Kesin olan bir şey varsa, o da çok yakışıklı ve Natalie'nin yaralı ruhuna dokunacak kadar romantik olduğuydu.

Luke Williams dünyanın onu biraz rahat bırakmasını istiyordu, o yüzden bir kameranın daha yüzüne odaklandığını görünce, lenslerin arkasındaki güzel kadının üstüne atladı. Kendisinin kim olduğunu bilmediğini öğrendiğindeyse, kadın ilgisini çekmiş ve onu baştan çıkarmıştı bile. Natalie seks için yaratılmış bir vücuda, küstah bir havaya sahipti ve Luke ona doyamıyordu. Ama ona kim olduğunu söylemeye de hazır değildi.

Yalanlara ve sırlara gelemeyen ve akıllı bir kadın olan Natalie, Luke'un sakladıklarını öğrendiğinde bu yeni ilişkiye ne olacak dersiniz?


Herkese yeniden merhaba. Aslında Kaç Benimle'yi okuyalı biraz oldu ama tatilde olduğumdan dolayı yorumunu girememişti. Girmezsem de aklımda kalır diyerekten yazmak istedim.


Kaç Benimle kitabı Seattle'da Benimle serisinin ilk kitabı. Konusundan kısaca bahsedersek; Natalie fotoğrafçılıkla uğraşan birisidir ve bir gün sahilde fotoğraf çekerken Luke ile tanışır. İlk tanışmaları pek hoş olmasa da Luke kendini affettirmekte kararlıdır. Kitap botunca bu ikilinin aşk hayatını okuyoruz. Cinsel içeriklerden rahatsız olanların seveceği tarzda bir roman değil. Unutmadan söyliyim dedim. Neyse kitaptan daha detaylı bahsetmek spoiler olacağı için benim yorumuma geçelim.


Ben oldukça sevdim kitabı. Natalie ve Luke zaten son derece mükemmellerdi. Natalie'nin en yakın arkadaşı Jules ise en sevdiğim karakterlerden biri oldu. Arkadaşlık ilişkileri çok güzel işlenmişti. Aslında kitabın genelindeki arkadaşlık ve aile bağları benim çok hoşuma gitti. 


Okumanızı tavsiye ederim. Ama başta da söylediğim gibi cinsel içerikten rahatsız olanlar okumadan önce bir düşünsünler.

Kısa bir yorum oldu. biliyorum ama fazla söylenecek te bir şey yok bu kitap için.

Seattle'da Benimle Serisinin İkinci Kitabı Savaş Benimle'nin yorumu için tıklayınız :) --- Savaş Benimle

Bir sonraki yorum da görüşmek üzere, keyifliokumalar :*


Puanım;



TBT 3.Tur | Bildiğin Kızlardan Değil Yorumu | kitapmiti

Kitabın Adı : Bildiğin Kızlardan Değil
Orjinal Adı : Not That Kind of Girl
Yazarı : Lena Dunham
Çeviri: Nalan Tümay
Yayınevi : Okuyanus
Sayfa Sayısı : 380
Liste Fiyatı : 22,00








Dünyayı kasıp kavuran  GIRLS dizisinin ödüllü yazarı, yapımcısı ve başrol oyuncusu, kız dünyasının yeni fenomeni, Time dergisine göre dünyanın en etkileyici 100 kişisinden biri olan Lena Dunham; zeka dolu, en komik ve samimi düşüncelerini topladığı kitabıyla orijinalliğini kanıtlamış bir yetenek olarak karşımızda. 
DUNHAM’IN KENDİ HAYATINI ANLATTIĞI KİTABI ÇIKTIĞI GÜNDEN BERİ ÇOK SATANLAR LİSTESİ’NDE. 

Lena Dunham, Bildiğin Kızlardan Değil kitabı ile; aşık olmak, yalnız hissetmek, hep sağlıklı beslenmesine rağmen hep 5 fazla kilo ile gezmek, kendini bir oda dolusu yaşlı adama kanıtlamak zorunda kalmak, gerçek aşı bulmak, kendi hikayenin anlatmaya değer olduğuna inanacak cesareti bulmak gibi konulardaki tecrübe ve komplekslerini kendine has üslubu ile okuyucuya aktarıyor.  ‘Bekaretimi Al (Yok Gerçekten, Buyur)’ bölümünde Lena’nın ilk seks tecrübesi; beklentileri ve hayal kırıklığını, ‘Kızlar ve Dallamalar’ bölümünde; saygısız ve hödük erkeklere bir zamanlar duymuş olduğu özel ilgiyi, ölüm takıntısını, cinsiyetçi medya ile yaşadıklarını ve gerçek hislerini tüm çıplaklığı ile yazmaktan çekinmiyor. Bildiğin Kızlardan Değil’de büyüme mücadelesi bütün gerçekliği ile kayıt altında. ‘Size anlatabileceğim herhangi bir şeyim olduğunu düşündüğüm için ileride çok utanacağımın farkındayım.’ diyor Lena. ‘Ama tecrübelerimi size sunarak sıkıcı bir işi sizin için kolaylaştırabilirsem, ya da sizi ortasında kaçıp gitmek isteyeceğiniz, hatta bu yüzden ayakkabınızı çıkarmamayı düşüneceğiniz türden bir sevişmeden koruyabilirsem, attığım her yanlış adıma değmiş demektir.’



Herkese yeniden merhaba. Titan Blog Turu'nun üçüncü kitabı olan Bildiğin Kızlardan Değil kitabının yorumu ile karşınızdayım.
Girls dizisinin başrol oyuncusu olan Lena Dunham'ın yazdığı Bildiğin Kızlardan Değil aslında yazarımızın hayatından kesitleri içeriyor. Bir nevi günlük tarzında yazmış.
Çoğu yerde fazlasıyla güldüm. Ancak başına oturulup hemen bitirince beni biraz sıktı. Ara ara açıp okursanız beğeneceğinizden eminim.
Kapak tasarımını oldukça beğendim. Çok sade ve güzel olmuş . Bu tarz kapakları çok beğeniyorum.
Kitap hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Diğer arkadaşlarımın yorumları ve kitaptaki alıntılar için turumuzun instagram hesabını (@titanblogturu) takip etmenizi tavsiye ederim :)
Bir sonraki yorumda görüşmek üzere keyifli okumalar :*

Puanım;

4 Eylül 2015 Cuma

TBT 3.Tur | Bildiğin Kızlardan Değil Yorumu | stealthreader

Kitabın Adı : Bildiğin Kızlardan Değil
Orjinal Adı : Not That Kind of Girl
Yazarı : Lena Dunham
Çeviri: Nalan Tümay
Yayınevi : Okuyanus
Sayfa Sayısı : 380
Liste Fiyatı : 22,00
Dünyayı kasıp kavuran  GIRLS dizisinin ödüllü yazarı, yapımcısı ve başrol oyuncusu, kız dünyasının yeni fenomeni, Time dergisine göre dünyanın en etkileyici 100 kişisinden biri olan Lena Dunham; zeka dolu, en komik ve samimi düşüncelerini topladığı kitabıyla orijinalliğini kanıtlamış bir yetenek olarak karşımızda. 
DUNHAM’IN KENDİ HAYATINI ANLATTIĞI KİTABI ÇIKTIĞI GÜNDEN BERİ ÇOK SATANLAR LİSTESİ’NDE. 
Lena Dunham, Bildiğin Kızlardan Değil kitabı ile; aşık olmak, yalnız hissetmek, hep sağlıklı beslenmesine rağmen hep 5 fazla kilo ile gezmek, kendini bir oda dolusu yaşlı adama kanıtlamak zorunda kalmak, gerçek aşı bulmak, kendi hikayenin anlatmaya değer olduğuna inanacak cesareti bulmak gibi konulardaki tecrübe ve komplekslerini kendine has üslubu ile okuyucuya aktarıyor.  ‘Bekaretimi Al (Yok Gerçekten, Buyur)’ bölümünde Lena’nın ilk seks tecrübesi; beklentileri ve hayal kırıklığını, ‘Kızlar ve Dallamalar’ bölümünde; saygısız ve hödük erkeklere bir zamanlar duymuş olduğu özel ilgiyi, ölüm takıntısını, cinsiyetçi medya ile yaşadıklarını ve gerçek hislerini tüm çıplaklığı ile yazmaktan çekinmiyor. Bildiğin Kızlardan Değil’de büyüme mücadelesi bütün gerçekliği ile kayıt altında. ‘Size anlatabileceğim herhangi bir şeyim olduğunu düşündüğüm için ileride çok utanacağımın farkındayım.’ diyor Lena. ‘Ama tecrübelerimi size sunarak sıkıcı bir işi sizin için kolaylaştırabilirsem, ya da sizi ortasında kaçıp gitmek isteyeceğiniz, hatta bu yüzden ayakkabınızı çıkarmamayı düşüneceğiniz türden bir sevişmeden koruyabilirsem, attığım her yanlış adıma değmiş demektir.’

      Herkese merhaba. 3.tur kitabımız Bildiğin Kızlardan Değil yorumuyla karşınızdayım. Turumuz biteli baya oldu ama ancak yorum girme fırsatı bulabildim. Zaten kitap hakkında söyleyecek pek bir şeyim yok. Yani biraz kısa olabilir yorumum. Hadi başlayalım.

      Kitapta yazarımız kendi hayatını anlatıyor. Otobiyografi gibi ama aynı zamanda değil gibi. Kitap çok samimi, eğlenceli bir dille yazılmış ve yazarımız Lena'nın gençliğindeki deneyimlerini anlatıyor diyebiliriz. Biraz günlük tarzında yazılmış. İçindeki resimler de kitabı daha sempatik bir hale getirmiş ve bu benim çok hoşuma gitti.
      Konusu beni pek sarmadı ama yaz aylarında okunabilecek Pucca tarzı bir kitap arıyorsanız bu kitap tam sizlik. 
      Roman gibi okunacak bir kitap değil de canınız sıkkın olduğunda ya da plajda güneşlenirken alıp 2 3 bölüm okuyabileceğiniz bir kitap çünkü tam bi' olay örgüsü yok. Uzun süre okuyunca biraz sıkıyor. Daha ağır bir kitap okurken canınız sıkıldığında ona ara verip bundan biraz okuyup kafanızı dağıtabilirsiniz. 
      Bu arada bir okur olarak uyarımı yapmalıyım. Kitabın genelinde cinsellik var ve bundan rahatsız olanların okumasını tavsiye etmiyorum. Ben rahatsız olmam, okurum diyorsanız alın size kafa dağıtmalık, çerezlik bir kitap. 
      Ben bu tarz çerezlik kitapları sevmediğim için buna da pek sıcak bakamıyorum ama reading slumpta olanların ve eğlenceli bir şeyler arayanların okuyabileceğini düşünüyorum.





      Yazarımız Lena'nın rol aldığı Grils dizisini de duymuşsunuzdur. Onun fragmanını da aşağıya bırakıyorum.
      

Destekleri için Okuyanus Yayınları'na çok teşekkürler^^

Puanım:





1 Eylül 2015 Salı

Lordum Yorumu | stealthreader


Kitabın Adı : Lordum
Yazarı : Freya Mclowell
Yayınevi : Ephesus
Sayfa Sayısı : 470
Liste Fiyatı : 25,00








      Savaş meydanlarındaki zaferleriyle tanınan, güçlü bir İskoç savaşçı… Eider McDuck, çıktığı son görevde, ummadığı bir şekilde oyuna getirildi. Kardeşini kurtarmak için, düşmanıyla el sıkıştı ve bir yabancıyla evlendi. Evlendiği kadın dünyanın en güzel, en ateşli ve en ürkütücü kızılı olsa da, ondan etkilenmemek zorundaydı. İngiltere’nin gülü olarak tanınan, tehlikeli, güzel bir İngiliz savaşçı… Leydi Rose Crowfeld, kralın emriyle büyük bir göreve çıktığını sanırken, aslında büyük bir tuzağın içine düşmüştü. Kazandığı başarının sonucunda ödül beklerken, kendisini düşmanıyla evlenirken buldu. Evlendiği adam dünyanın en yakışıklı, en güçlü ve en dayanılmaz erkeği olsa da, ona karşı bir şey hissetmemek için elinden geleni yapacaktı. Ve ikisi de istedikleri hiçbir şeyi yapamadı… Aşk, beklenmedik bir ateşti onlar için. Yanmak istememiş ama yine de ateşe doğru yürümüşlerdi. Ne intikam düşüncesi onları durdurdu, ne de krallarının verdiği emirler… Fakat en yakınları tarafından ihanete uğradıklarında, mutlu olmak onlar için bir hayale dönüşmüştü. Girdikleri savaştan yara almadan çıkabilecekler miydi? Yolları tamamen ayrılacak mıydı? Yoksa affedip, güvenmeyi öğrenebilecekler miydi?


      Herkese Merhaba. Girmem gereken kitap yorumları birikti. Bugün onları yazacağım, birkaç gün içinde de paylaşırım. Hadi başlayalım :D
      Öncelikle şunu söylemeliyim ki yazarımız çok tatlı, çok sempatik biri. İnstagramda görüyorum, okuyucularıyla çok ilgili. Bu benim çok hoşuma gitti ve geçenlerde kitabı basılmadan önce internette hikayelerini yayınladığını öğrendim. Bu konu hakkında yazarımızla yaptığımız röportajda daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz. Yakın zamanda yayınlayacağız.
      Gelelim Lordum yorumuma. Kitaba beğeneceğimi düşünerek başlamıştım. Konusu hakkında hiçbir fikrim yoktu fakat okuduğum yorumlar gereği beklenti içine girmiştim. Belki böyle olmasaydı kitabı daha çok sevebilirdim.
      Kitap Eider'ın İngiltere kralı tarafından kaçırılmasıyla başlıyor. İngiltere kralı Rose ve Eider'ın evlenip İskoçya'da bir krallık kurmalarını istiyor. Daha doğrusu emrediyor. İkisi de birbirini sevmese de evlenmek zorunda kalıyorlar ve kitabımızın asıl olayları başlıyor.
      Yazarın kalemine söyleyecek bir sözüm yok. Önceden yazdığı hikayelerle kendini geliştirmiş olduğu belli. Ama kurgu için böyle düşünmüyorum. Bana göre kurgu çok zayıftı ve çok eksiği vardı. Sürekli tekrarlardan oluşuyordu ve karakterlerin dengesizliği de beni delirtti. Başta birbirlerinden nefret ediyorlardı, sonra baktım 2sayfa sonra aşık olmuşlar. Bir de sürekli erkek karakterimiz Eider yaşannalar için Rose'u suçluyordu. Hadi tamam, suçlarsın anlarım da 2sayfa sonra tekrar mutlu karı koca haline dönmek niye? Bir de bu sürekli olunca çıldırdım resmen. Hee bir de her tartışmada birbirlerine karşı kılıç çekmelerine sinir oldum. Birbirinizi seviyor musunuz, sevmiyor musunuz bir karar verin yani.

      Karakterlere dengesiz dedim falan ama Rose karakterinin sevdiğim bir özelliği vardı. Eider'a karşı pek olmasa da çevresindekilere karşı çok güçlü bir karakter. Kendi kendine yetebilmesi hoşuma gitti. Eider'a karşı değil dedim çünkü onu görünce genelde dibi düşüyordu.
      Benim kitap hakkındaki genel düşüncelerim böyle. Siz okudunuz mu? Yorumlarınızı bekliyorum.
      Son olarak kitabın cildine aşık olduğumu söyleyip terk ediyorum burayı. Bir sonraki yorumda görüşmek üzere hoşçakalın :**

Puanım:

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Bir Artı Bir Yorumu | kitapmiti


Kitabın Adı : Bir Artı Bir

Orjinal Adı : One Plus One

Yazarı : Jojo Moyes

Yayınevi : Pegasus

Sayfa Sayısı : 464

Liste Fiyatı : 29.50



Sen ve beni toplasak sonuç ne olur?

Tatlı bela bir kadın…
İki çocuğuna bakmak için deliler gibi çalışan ve baharın gelmesini dört gözle bekleyen Jess Thomas bugüne kadar hayatındaki tüm zorlukların üstesinden tek başına gelmiş. Ama artık birinin ona yardım istemenin kötü bir şey olmadığını anlatması gerekiyor…

Ve hayatı alt üst olmuş bir yabancı…
Yıllar boyunca çalışıp kazandığı her şeyi kaybetmesine neden olabilecek inanılmaz bir hata yapan Ed Nicholls bir uçurumun eşiğinde. Hatasını telafi edebilmesi için tek bir kurtuluş yolu var ve o yol da büyük bir maceranın içinden geçiyor…

Sonuç…
Jess birine borçlu kalmak istemeyecek kadar gururlu, Ed ise kendi sorunlarından başka hiçbir şeyi görmüyor… Peki, apayrı dünyalara ait bir kadın ve bir adam yan yana geldiğinde beklenmedik bir sürpriz gerçekleşebilir mi?

"Bir su damlası kadar saf ve yeni yeni konuşmaya başlayan bir bebek kadar komik… İşte Jojo Moyes'in başyapıtı!"
-Marie Claire-

"Jojo Moyes aşk, romantizm ve komediyi coşkuyla yan yana getiren bir kraliçe gibi… Senden Önce Ben'e doyamayan herkes bu sevimli romana bayılacak!"
-New York Times-

"Rengârenk bir lunaparka girip duygudan duyguya koşmaya hazırlanın!" 
-Sunday Express-

"Kitabın son sayfasını çevirdiğimde içimden bir parça koptuğunu sandım. Bu kitap ve karakterler içinize işleyecek." 
-Random Things Through My Letterbox-


Herkese yeniden merhaba :) Tatilin sonlarına doğru geliyoruz. Okul zamanı okuyamazsam diye bu ara fazlasıyla kitap okuyorum. Bugün Jojo Moyes 'in son kitabı Bir Artı Bir (The One Plus One) 'in yorumunu sizlerle paylaşacağım. Öncelik le biraz konusundan bahsedeyim.
Jess Thomas boşanmış ve Tanzie ile Nicky adında  2 çocuğuyla yaşayan bekar bir anne. Geçimlerini sağlayabilmek için temizlik yapıyor. Ed Nicholls ise çok başarılı bir yazılımcı. Ancak başarısız bir evlilik geçirmiş ve şimdi de dikkatsizliği sonucunda şirketi elinden gitmek üzeredir. Dahası hapse bile girebilir. Jess 'in kızı Tanzie ortaokulda olmasına rağmen bir matematik dehası ve girdiği bir sınav sonucunda matematik dehalarının olduğu özel bir okula gitmeye hak kazanmıştır. Ancak hala ödemeleri gereken yüklü bir miktar para vardır. Ne yapacaklarını düşünürken para ödüllü bir matematik olimpiyatı karşılarına çıkar. Jess,Nicky,Tanzie ve köpekleri Norman olimpiyata gitmek üzere  yolculuğa çıkarlar . Ancak arabalarına el konulur. Kara kara ne yapacaklarını düşünürken Ed karşılarına çıkar ve onları götürmeye gönüllü olur. Ve böylelikle yolculuk başlar. 
Jess karakteri oldukça güçlü bir karakterdi. Çocukları için büyük fedakarlıklar yapması çok hoşuma gitti. Tanzie'nin ise matematiği sevmesi çok çok hoşuma gitti. ( Bunda benimde matematiğe bayılıyor olmamın etkisi var tabii ki) Nicky ise farklı kişiliğinden dolayı arkadaşlarından tepki gören ve aslında çok içine kapanık bir karakter. Ed ise fazlasıyla kafası karışık ne yapacağını kestiremeyen biri. Yani hepsinin de sorunları var ve bu onları birleştiren bir nokta . Kitabın başlarında sıkıldığımı itiraf etmem gerek. Ancak ilerledikçe bu aileye fazlasıyla bağlandım. Hatta bitince üzüldüm. Çok sıradan ve abartısız bir aile oluşturulmuş. Bu da çok hoşuma gitti. Kitabı beğendim. Yine de "Senden Önce Ben" kitabından dolayı fazla bir beklentim vardı ve bunu karşılayamadığı için biraz hayal kırıklığına uğradım. Onun dışında gayet güzeldi. Başlarda sarmamasından dolayı 1 puanımı kırdım. 
Sonuç olarak yazarın Senden Önce Ben kitabı gibi bayıldığımı söyleyemem ama yinede alıp okumanızı tavsiye ederim. Eğer çok yüksek beklentilerle başlamazsanız seveceğinizi düşünüyorum. 
Bir sonraki yorumda görüşmek üzere,  hepinize keyifli okumalar :*

Puanım:



22 Ağustos 2015 Cumartesi

Gümüş Gözyaşları Yorumu | kitapmiti


Kitabın Adı : Gümüş Gözyaşları

Orjinal Adı :Angels Falls

Yazarı : Kristin Hannah

Yayınevi : Pegasus

Sayfa Sayısı : 336

Liste Fiyatı : 25,00



Ailenin ve aşkın gücüne dair muhteşem bir roman… Çok sevdiği karısı Mikaela geçirdiği bir kaza sonucu komaya girince Liam’ın dünyası başına yıkılır. Liam karısının bir daha asla uyanamama ihtimaline rağmen hem umudunu yitirmemeye hem de çocukları için güçlü olmaya çalışmaktadır. Günlerini Mikaela’nın baş ucunda oturup ona hatıralarını ve sevgisini anlatarak geçirmekte, bir mucize, bir umut ışığı görmek için dua etmektedir. Fakat daha sonra karısının geçmişine dair beklenmedik bir şey keşfeder: Mikaela ilk evliliğini dünyaca ünlü bir film yıldızı olan Julian True’yla yapmış ve görünüşe bakılırsa onu hiç unutamamıştır.  Liam yalnızca eski kocasının ismine tepki veren karısını hayata döndürmek için her şeyi göze alarak Julian’ı kasabaya çağırır. Birlikte kurdukları o sıcacık aile ortamının acı verici sırlarla dolu olduğunu öğrenmek Liam’ı paramparça eder. Hayatlarına giren bu yeni gerçekle birlikte umutlar, acılar ve hayal kırıklıkları birbirine karışacak, bazı şeyler sonsuza dek değişecektir.   Gümüş Gözyaşları, aşk uğruna her şeyini riske atmaktan çekinmeyen sıradan bir adamın hikâyesini anlatırken evliliğe ve bağlılığa dair dokunaklı ve akıllardan çıkmayacak bir portre çiziyor.  


Herkese merhaba bugün Kristin Hannah'ın son kitabı Gümüş  Gözyaşları' nın yorumu ile karşınızdayım. 
Aslında uzun bir süredir Kristin Hannah okumuyordum. Bunun nedeni hem duygusal olmaları hem de bir ara çok fazla Kristin Hannah  okuyup sevmeme rağmen sıkılmam.
Kitabın konusundan kısaca bahsedersek ; Liam ve Mikaela 2 çocuklu mutlu bir ailedir. Bir gün Mikaela'nın kaza geçirmesi ile aile altüst olur. Mikaela komaya girmiştir  ve tüm ailesinin yanına gelip onunla konuşmasına rağmen sadece eski kocası olan dünyaca ünlü film yıldızı Julian True 'nun adına tepki verir. Karısına çok aşık olan Liam ise karısının iyileşmesi için Julian True 'yu kasabaya getirir. 
Kitap konu olarak çok ilgimi çekmişti ve her yerde karşıma çıkmaya başlayınca da dayanamayıp aldım. Ama iyi ki de almışım. Kristin Hannah okumayı özlediğimi farkettim. Liam'ın aşkı beni hayran bıraktı. Mikaela 'yı o kadar çok seviyordu ki onun için her şeyi yapmaya hazırdı  ve yaptı da. Liam ve Mikalea 'nın çocukları Bret ve Jacey de çok iyiydi. Bret'in çok küçük yaşta annesini kaybetmenin eşiğine gelmesi ve bunun verdiği üzüntü o kadar güzel işlenmişti ki okuduğum her yerde duygusallaştım. Jacey ise zaten okuyanlar anlayacaktır gerçekten çok beğendiğim bir karakter oldu. Karakterler tam anlamıyla harikaydı. Mikalea 'ya biraz sinir olsamda hepsi yerli yerindeydi. Kitabın çoğu yerini işaretledim. Çok güzel ve anlamlı cümleler vardı. 
Sonuç olarak mutlak ve mutlaka alın okuyun . 
Bir sonraki yorumda görüşmek üzere keyifli okumalar 😚
****
Hayat ancak geriye bakılarak anlaşılabilir ama ileriye bakarak yaşanmalıdır.
****
Sanırım aşkın raf ömrü kremaların raf ömrü kadar Nasıl saklarsan sakla bir süre sonra ekşiyor. Fakat şansın varsa aşk kısmını geçip birini yalnızca sevmeye başlayabiliyorsun.
****
Aşk insanın gözüne ya çok az ya da çok fazla görünür. Bu onun kaderinde vardır.
****
Acı güçlü bir uyarıcıdır. Aşktan bile güçlü olabilir.
****
Her şeye rağmen yıldızlar 

Gece gezenlerin yolunu aydınlatır.
****
Cesaret, yalnızca özel birliklere katılıp uçaklardan atlayan ve isimsiz dağlara tırmanan adamlara özgü sıcak, kavurucu bir duygu değildir. Sessiz,hatta genelde buz gibi soğuk bir şeydir. Her şeyi kaybettiğinizi sanırken bulduğunuz küçücük bir kırıntıdır.

Puanım: