blogturu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blogturu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2015 Perşembe

TBT 4.Tur | Aşk Mutfağı Yorumu | stealthreader

Kitabın Adı : Aşk Mutfağı
Yazarı : Tuğçe Sargın
Yayınevi : İndigo
Sayfa Sayısı : 320
Liste Fiyatı : 17,00









      Özgür olmak için gittiği diyarlarda bambaşka bir aşka tutsak olan bir menekşenin hikâyesi…
      Hayallerini gerçekleştirmek için ülke ülke gezen Menekşe, özgürlüğünün tadını çıkartırken mutfaktaki hünerlerini de geliştiriyordu, ta ki İtalyan mutfağıyla tanışana kadar… 

      Burada lezzet çoktu ve iddialı olmak gerekirdi, Menekşe de öyleydi. Bir çiçek gibi özgür, güzel ve iddialı… Menekşe İtalyan mutfağından gelen kokulara daha fazla dayanamadı… Güzelliği, zekâsı ve özgürlüğüne düşkün Menekşe La Rossa'nın ne demek olduğunu anlamak istiyordu, bu koku onu cezbetmişti, artık mutfağa girme vakti gelmişti. Hem de bu yalnız ve garip adamla…

      Herkese merhabalar. 4.turumuzu Aşk Mutfağı'na düzenlemiştik ve geçtiğimiz günlerde bitti. Alıntılara ve diğer arkadaşlarımın yorumlarına ulaşmak için @titanblogturu'nu ziyaret etmeyi unutmayın. Benim yorumuma gelecek olursak;
Ana karakterimiz Menekşe başarılı bir aşçı ve ülke ülke gezerek kendini geliştiriyor. İtalya'da olduğu sırada tesadüf eseri Ricardo ile tanışıyor. Bir sebepten ötürü yolları ayrılıyor fakat daha sonra tesadüfler peşlerini bırakmıyor. Kitabın konusunu genel olarak böyle özetleyebilirim. Yazarın anlatımı çok basitti. Betimleme ve duygu tasvirlerine girmeden dümdüz bir şekilde olayı okuyorduk. Bunu yazarın ilk kitabı olmasına başlıyorum. Eminim diğer kitaplarında kendini daha da geliştirecektir. Dediğim gibi anlatımının basit olması sebebiyle çok kolay okunan bir kitaptı. Konusu ve kurgusu da kafa yormayacak şekildeydi zaten. Bu nedenle yaz aylarında okunabilecek, çerezlik bir kitap çıkmış ortaya. 
      Menekşe çok gurursuz, Ricardo ise çok egoistti bence ve bunlar benim karakterlerde en sevmediğim özelliklerdir. Bu yüzden karakterlere de ısınamadım. Anlatım onların ağzından olsaydı belki daha çok severdim. 3.kişi ağzından anlatılmasına karşı değilim ama bu kitapta kitabın içine giremedim pek. Bu durum beni biraz rahatsız etti. Beni rahatsız eden bir diğer durum ise kitaptaki yazım hataları. Kitabı düzenleyen space tuşunun varlığından habersizmiş sanırım. Bağlaçlar birleşik yazılmıştı falan. Okurken çok gözüme battılar.
      Benim Aşk Mutfağı hakkındaki düşüncelerim bunlar. Anladığınız üzere pek sevdiğim bir kitap olmadı.
      İndigo yayınlarına Aşk Mutfağı ve Renkler Ülkesi içi çok teşekkürler^^ Son olarak tur hesabımızdaki alıntılardan birkaçını buraya bırakıyorum.





Puanım:

TBT 4.Tur | Aşk Mutfağı Yorumu | kitapmiti

Kitabın Adı : Aşk Mutfağı

Yazarı : Tuğçe Sargın

Yayınevi : İndigo

Sayfa Sayısı : 320

Liste Fiyatı : 17,00












Özgür olmak için gittiği diyarlarda bambaşka bir aşka tutsak olan bir menekşenin hikâyesi…

Hayallerini gerçekleştirmek için ülke ülke gezen Menekşe, özgürlüğünün tadını çıkartırken mutfaktaki hünerlerini de geliştiriyordu, ta ki İtalyan mutfağıyla tanışana kadar… 

Burada lezzet çoktu ve iddialı olmak gerekirdi, Menekşe de öyleydi. Bir çiçek gibi özgür, güzel ve iddialı… Menekşe İtalyan mutfağından gelen kokulara daha fazla dayanamadı… Güzelliği, zekâsı ve özgürlüğüne düşkün Menekşe La Rossa'nın ne demek olduğunu anlamak istiyordu, bu koku onu cezbetmişti, artık mutfağa girme vakti gelmişti. Hem de bu yalnız ve garip adamla…


Herkese yeniden merhaba. Titan Blog Turu'nun 4. kitabı olan Aşk Mutfağı'nın yorumu ile karşınızdayım. Öncelikle konusundan bahsetmek istiyorum .Çünkü kitabın konusunu gerçekten çok beğendim. 

Çok iyi bir aşçı olan Menekşe, ülkesindeki eğitimini tamamladıktan sonra başka ülkeleri de gezerek yeni mutfakları denemek ister ve yolculuğa başlar. Bir çok ülkeyi gezen Menekşe İtalya'da Ricardo ile karşılaşır ve tesadüflerle bir araya gelmeye devam eden ikilinin arasında bir aşk doğar.


Konusu sizce de çok güzel değil mi? Açıkçası ben çok beğendim. Ama sorun şu ki kitabın konusu ve belki de biraz kapağı dışında başka bir şeyini beğenemedim. Aslında ben fazla ağır eleştirmeyi sevmem. Ne olursa olsun kitaplarda büyük bir emek var derim. Hatta yazarımız bizim yorumlarımızı özenle okudu ve dikkate alacağını söyledi. Böyle şirin bir yazarı kırmayı da istemem.

Neyse kitabın beğenmediğim yerlerine gelirsek. Öncelikle anlatımı basitti. Kolaylıkla okunabilen bir kitaptı ki yazar da bunu amaçladığını söyledi. Ama yine de bana biraz basit geldi. Onun dışında ben kitabın ana karakteri olan Menekşe'den ciddi anlamda nefret ettim. Kızın davranışları çok sinirimi bozdu. Ricardo onun için çoğu şeyi yaptı ama kızımız yinede mutsuzdu. Bir de kitapta yoğun bir aşk yoktu ki ben zaten Ricardo ve Menekşe'nin birbirine aşık olduğunu düşünmüyorum. Ricardo seviyordu ama aşık değildi. Bu kesinlikle benim görüşüm. Zaten Menekşe'nin sevdiğini bile sanmıyorum. Son olarak ta kitabın sonu beni delirten son noktaydı. Ciddi anlamda çok sinirlendim. Okuyanlar mutlaka anlar. Gerçi herkesin düşüncesi farklı olur. Mesela Melike sonundan çok etkilendiğini söyledi. Kişiye göre değişir. Ama ben oldukça sinirlendim. 


Evet bugünkü yorumum bu şekildeydi. Daha fazla yorum ve alıntılar için turumuzun instagram sayfasını takip etmeyi unutmayın.

Bir sonraki yorumda görüşmek üzere keyifli okumalar. :*

(Puanım 1.5 ama yıldız olmadığı için 2 koyuyorum :D )

Puanım;

6 Eylül 2015 Pazar

TBT 3.Tur | Bildiğin Kızlardan Değil Yorumu | kitapmiti

Kitabın Adı : Bildiğin Kızlardan Değil
Orjinal Adı : Not That Kind of Girl
Yazarı : Lena Dunham
Çeviri: Nalan Tümay
Yayınevi : Okuyanus
Sayfa Sayısı : 380
Liste Fiyatı : 22,00








Dünyayı kasıp kavuran  GIRLS dizisinin ödüllü yazarı, yapımcısı ve başrol oyuncusu, kız dünyasının yeni fenomeni, Time dergisine göre dünyanın en etkileyici 100 kişisinden biri olan Lena Dunham; zeka dolu, en komik ve samimi düşüncelerini topladığı kitabıyla orijinalliğini kanıtlamış bir yetenek olarak karşımızda. 
DUNHAM’IN KENDİ HAYATINI ANLATTIĞI KİTABI ÇIKTIĞI GÜNDEN BERİ ÇOK SATANLAR LİSTESİ’NDE. 

Lena Dunham, Bildiğin Kızlardan Değil kitabı ile; aşık olmak, yalnız hissetmek, hep sağlıklı beslenmesine rağmen hep 5 fazla kilo ile gezmek, kendini bir oda dolusu yaşlı adama kanıtlamak zorunda kalmak, gerçek aşı bulmak, kendi hikayenin anlatmaya değer olduğuna inanacak cesareti bulmak gibi konulardaki tecrübe ve komplekslerini kendine has üslubu ile okuyucuya aktarıyor.  ‘Bekaretimi Al (Yok Gerçekten, Buyur)’ bölümünde Lena’nın ilk seks tecrübesi; beklentileri ve hayal kırıklığını, ‘Kızlar ve Dallamalar’ bölümünde; saygısız ve hödük erkeklere bir zamanlar duymuş olduğu özel ilgiyi, ölüm takıntısını, cinsiyetçi medya ile yaşadıklarını ve gerçek hislerini tüm çıplaklığı ile yazmaktan çekinmiyor. Bildiğin Kızlardan Değil’de büyüme mücadelesi bütün gerçekliği ile kayıt altında. ‘Size anlatabileceğim herhangi bir şeyim olduğunu düşündüğüm için ileride çok utanacağımın farkındayım.’ diyor Lena. ‘Ama tecrübelerimi size sunarak sıkıcı bir işi sizin için kolaylaştırabilirsem, ya da sizi ortasında kaçıp gitmek isteyeceğiniz, hatta bu yüzden ayakkabınızı çıkarmamayı düşüneceğiniz türden bir sevişmeden koruyabilirsem, attığım her yanlış adıma değmiş demektir.’



Herkese yeniden merhaba. Titan Blog Turu'nun üçüncü kitabı olan Bildiğin Kızlardan Değil kitabının yorumu ile karşınızdayım.
Girls dizisinin başrol oyuncusu olan Lena Dunham'ın yazdığı Bildiğin Kızlardan Değil aslında yazarımızın hayatından kesitleri içeriyor. Bir nevi günlük tarzında yazmış.
Çoğu yerde fazlasıyla güldüm. Ancak başına oturulup hemen bitirince beni biraz sıktı. Ara ara açıp okursanız beğeneceğinizden eminim.
Kapak tasarımını oldukça beğendim. Çok sade ve güzel olmuş . Bu tarz kapakları çok beğeniyorum.
Kitap hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Diğer arkadaşlarımın yorumları ve kitaptaki alıntılar için turumuzun instagram hesabını (@titanblogturu) takip etmenizi tavsiye ederim :)
Bir sonraki yorumda görüşmek üzere keyifli okumalar :*

Puanım;

4 Eylül 2015 Cuma

TBT 3.Tur | Bildiğin Kızlardan Değil Yorumu | stealthreader

Kitabın Adı : Bildiğin Kızlardan Değil
Orjinal Adı : Not That Kind of Girl
Yazarı : Lena Dunham
Çeviri: Nalan Tümay
Yayınevi : Okuyanus
Sayfa Sayısı : 380
Liste Fiyatı : 22,00
Dünyayı kasıp kavuran  GIRLS dizisinin ödüllü yazarı, yapımcısı ve başrol oyuncusu, kız dünyasının yeni fenomeni, Time dergisine göre dünyanın en etkileyici 100 kişisinden biri olan Lena Dunham; zeka dolu, en komik ve samimi düşüncelerini topladığı kitabıyla orijinalliğini kanıtlamış bir yetenek olarak karşımızda. 
DUNHAM’IN KENDİ HAYATINI ANLATTIĞI KİTABI ÇIKTIĞI GÜNDEN BERİ ÇOK SATANLAR LİSTESİ’NDE. 
Lena Dunham, Bildiğin Kızlardan Değil kitabı ile; aşık olmak, yalnız hissetmek, hep sağlıklı beslenmesine rağmen hep 5 fazla kilo ile gezmek, kendini bir oda dolusu yaşlı adama kanıtlamak zorunda kalmak, gerçek aşı bulmak, kendi hikayenin anlatmaya değer olduğuna inanacak cesareti bulmak gibi konulardaki tecrübe ve komplekslerini kendine has üslubu ile okuyucuya aktarıyor.  ‘Bekaretimi Al (Yok Gerçekten, Buyur)’ bölümünde Lena’nın ilk seks tecrübesi; beklentileri ve hayal kırıklığını, ‘Kızlar ve Dallamalar’ bölümünde; saygısız ve hödük erkeklere bir zamanlar duymuş olduğu özel ilgiyi, ölüm takıntısını, cinsiyetçi medya ile yaşadıklarını ve gerçek hislerini tüm çıplaklığı ile yazmaktan çekinmiyor. Bildiğin Kızlardan Değil’de büyüme mücadelesi bütün gerçekliği ile kayıt altında. ‘Size anlatabileceğim herhangi bir şeyim olduğunu düşündüğüm için ileride çok utanacağımın farkındayım.’ diyor Lena. ‘Ama tecrübelerimi size sunarak sıkıcı bir işi sizin için kolaylaştırabilirsem, ya da sizi ortasında kaçıp gitmek isteyeceğiniz, hatta bu yüzden ayakkabınızı çıkarmamayı düşüneceğiniz türden bir sevişmeden koruyabilirsem, attığım her yanlış adıma değmiş demektir.’

      Herkese merhaba. 3.tur kitabımız Bildiğin Kızlardan Değil yorumuyla karşınızdayım. Turumuz biteli baya oldu ama ancak yorum girme fırsatı bulabildim. Zaten kitap hakkında söyleyecek pek bir şeyim yok. Yani biraz kısa olabilir yorumum. Hadi başlayalım.

      Kitapta yazarımız kendi hayatını anlatıyor. Otobiyografi gibi ama aynı zamanda değil gibi. Kitap çok samimi, eğlenceli bir dille yazılmış ve yazarımız Lena'nın gençliğindeki deneyimlerini anlatıyor diyebiliriz. Biraz günlük tarzında yazılmış. İçindeki resimler de kitabı daha sempatik bir hale getirmiş ve bu benim çok hoşuma gitti.
      Konusu beni pek sarmadı ama yaz aylarında okunabilecek Pucca tarzı bir kitap arıyorsanız bu kitap tam sizlik. 
      Roman gibi okunacak bir kitap değil de canınız sıkkın olduğunda ya da plajda güneşlenirken alıp 2 3 bölüm okuyabileceğiniz bir kitap çünkü tam bi' olay örgüsü yok. Uzun süre okuyunca biraz sıkıyor. Daha ağır bir kitap okurken canınız sıkıldığında ona ara verip bundan biraz okuyup kafanızı dağıtabilirsiniz. 
      Bu arada bir okur olarak uyarımı yapmalıyım. Kitabın genelinde cinsellik var ve bundan rahatsız olanların okumasını tavsiye etmiyorum. Ben rahatsız olmam, okurum diyorsanız alın size kafa dağıtmalık, çerezlik bir kitap. 
      Ben bu tarz çerezlik kitapları sevmediğim için buna da pek sıcak bakamıyorum ama reading slumpta olanların ve eğlenceli bir şeyler arayanların okuyabileceğini düşünüyorum.





      Yazarımız Lena'nın rol aldığı Grils dizisini de duymuşsunuzdur. Onun fragmanını da aşağıya bırakıyorum.
      

Destekleri için Okuyanus Yayınları'na çok teşekkürler^^

Puanım:





9 Ağustos 2015 Pazar

TBT 2.Tur | İhanetini Fısılda Yorumu | stealthreader

Kitabın Adı : İhanetini Fısılda
Yazarı : Meltem Lian Özüt
Yayınevi : Dex
Sayfa Sayısı : 428
Liste Fiyatı : 25,00









      "Ahh birtanem, keşke şimdi gözlerini açabilsen ve her şey yoluna girse." Ben zaten uyanığım ve seni duyabiliyorum! Tıpkı bir ölü gibi hareketsiz yatıyordu Berrak. Herkes onun için sonun geldiğine inanıyordu. Biri hariç...
      Berrak dünyaca ünlü bir modeldi, kıskanılacak bir hayatı vardı. Ve bir gece trafik kazası geçirdi. Kendine geldiğinde dört gün geçmişti, her şeyi duyabiliyordu ama kimse bunun farkına varmıyordu. Bir süre sonra garip, psişik bir güç keşfetti zihninin karanlıklarında...
      Ve ardından kapılar aralandı... büyük ihanetler aydınlandı...


      Herkese yeniden merhaba. Bugün Titan Blog Turu'nda 2.tur kitabımız olan İhanetini Fısılda yorumu ile sizlerleyim. Türk yazar okumayı çok seven biri olarak, birçok kişinin aksine bu kitaba hiç ön yargılı yaklaşmadım. Ama beklentimi de yüksek tutmak istemedim. Bu yüzden kitaba nötr bir şekilde başladım. 


      Şunu söylemeliyim ki kitabın çok ilgi çekici bir konusu var. Çok kısa değinmek istiyorum. Ana karakterimiz Berrak çok ünlü bir modeldir ve bir gece trafik kazası geçirir. Kazadan sonra komaya girer ve bu süreçte yanında konuşulanları duyabildiğini fark eder. Fakat bu durumu doktorlara bildirmenin hiçbir yolu yoktur. Ne kollarını kıpırdatabilir ne de mimiklerini. Dolayısıyla çevresindekiler bu durumdan habersizdir ve zamanla tüm ihanetler gün yüzüne çıkar. Zaman sonra Berrak kendinde psişik bir güç fark eder. Daha fazla bir şey söylemeyeceğim çünkü spoiler vermekten korkuyorum. Benim yorumuma gelecek olursak;
      Şuan kitap hakkında ne yazacağımı bilmiyorum. O yüzden saçmalarsam kusura 
bakmayın :D Neyse hadi başlayalım.
      Kurguyu beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Şu psişik güç olayını sevmedim. Tamam, insanları duyabilme çok hoş bir fikir olmuş ama bundan ileri gidilmemeliydi bence. Hatta bu kısımlar o kadar uzatılmıştı ki okurken bunaltılar geçirdim.
      Karakterler iyi olsa kurguyu önemsemeyebilirdim fakat bence çok ortada kalmışlardı. Sadece Özenç karakterini sevebildim. Onun dışındaki karakterlere karşı hiçbir düşüncem yok. Meral'den bile nefret edemiyorum çünkü çok ortada bırakılmıştı bana göre. Bazen iyi, bazen kötü. Yazar tek bir tarafa yönelmemişti ve haliyle ben de kararsız kaldım. 
      Kurgudaki bir diğer eksiklik de bazı kısımlarda minik mantık hataları olmasıydı. Okurken beni rahatsız etti fakat çok takılmamayı tercih ettim. Onun dışında kitapta şaşırabileceğim bir olay yoktu. Hiçbir yerde vay be tepkisini veremedim maalesef. Dolayısıyla bu da benim için kitaba karşı bir eksiydi. Sonunun da beni pek tatmin ettiğini söyleyemem.



      Şimdi biraz da kitabın iyi yönlerinden bahsetmek istiyorum. Yazarın anlatımını baya sevdim. Akıcı, kolay okunabilen bir dili var. Yazarın dilinden ziyade beğendiğim şey ise kurduğu cümleler. Kitapta çok beğendiğim ve post it yapıştırdığım cümleler vardı. Çok güzel mesajlar içeren paragraflar vardı. Bu kısımları okumak benim için çok keyifliydi.
      


      Benim kitap hakkındaki düşüncelerim bunlar. Siz kitabı okudunuz mu? Okuduysanız düşünceleriniz neler? Yorum kısmına yazarak benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. Ya da instagramdan (@stealthreader) dm atarsanız kitap üzerine konuşabiliriz. Bugünlük benden bu kadar. Buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim.


Yukarıdaki alıntılar ve daha fazlası için instagramdan @titanblogturu'nu takip etmeyi unutmayın. Yepyeni turlarla sizinle birlikte olacağız.

Dex Yayınları'na katkıları için çok teşekkür ediyorum ve genç yazarımıza yazarlık hayatında başarılar diliyorum.!


Puanım:





TBT 2.Tur | İhanetini Fısılda Yorumu | kitapmiti

Kitabın Adı : İhanetini Fısılda

Yazarı : Meltem Lian Özüt

Yayınevi : Dex

Sayfa Sayısı : 428

Liste Fiyatı : 25,00









"Ahh birtanem, keşke şimdi gözlerini açabilsen ve her şey yoluna girse." Ben zaten uyanığım ve seni duyabiliyorum! Tıpkı bir ölü gibi hareketsiz yatıyordu Berrak. Herkes onun için sonun geldiğine inanıyordu. Biri hariç...

Berrak dünyaca ünlü bir modeldi, kıskanılacak bir hayatı vardı. Ve bir gece trafik kazası geçirdi. Kendine geldiğinde dört gün geçmişti, her şeyi duyabiliyordu ama kimse bunun farkına varmıyordu. Bir süre sonra garip, psişik bir güç keşfetti zihninin karanlıklarında...

Ve ardından kapılar aralandı... büyük ihanetler aydınlandı...



   Herkese yeniden merhaba. Titan Blog Turu'nun ikinci kitabı olan İhanetini Fısılda'nın yorumu ile karşınızdayım. Öncelikle uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı ve turunu yapmak gerçekten çok güzel oldu. Neredeyse kitabın her yerini işaretleyecektim. Yazar her bölümün adını güzel bir sözle yapmış ve gerçekten de bayıldım. Eğer blog turumuzun instagram sayfasına bakarsanız alıntıları da görebilirsiniz. :) Kapak tasarımına oldukça bayıldım. Mavi ve beyazın uyumu gerçekten çok hoş olmuş. İlk başta sayfaların çok ince olmasına takmıştım ama sonradan çokta rahatsız edici gelmedi. 



     Kitaptan kısaca bahsetmek gerekirse; Berrak bir model ve bir gün sevgilisi Ulaş ve yakın arkadaşı Özenç ile beraber bir partiden dönerken kaza geçirirler. Ulaş ve Özenç küçük sıyrıklarla atlatmıştır kazayı fakat Berrak o kadar da şanslı değildir. Komaya girer ve herkes komadan çıkamayacağına inanır. Fakat kimsenin bilmediği bir şey vardır.Berrak komada olmasına rağmen etrafında yaşanan her şeyi duyabilmektedir. Yakınlarının tüm ihanetlerini öğrenir ve kime güveneceği konusunda büyük bir endişeye düşer.


    Kitabın temel konusu bu. Ben karakterlere fazlasıyla bayıldım. Daha doğru Berrak,Özenç ve Bora'ya . Bu üç karakter gerçekten de harikaydı. Hikaye oldukça merak uyandırıyor ve kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Ben elime aldığım gibi bitirdim. Başta da dediğim gibi kitabın içerisinde öyle güzel sözler var ki aşık oldum kitaba. Favori kitaplarımın arasına girmeyi başardı :D Yazarın dili biraz değişikti. Kesinlikle kötü değildi. Benim hoşuma gitti ama herkes sevmeyebilir. Yine de oldukça akıcı giden bir kitaptı. 


   Bir Türk yazarın böyle harika bir kitap yazması beni çok sevindiriyor. Belki biraz abartmış olabilirim ama gerçekten de çok sevdim. Mutlaka ve mutlaka okuyun derim. Hatta tur hesabında yapılan çekilişe de katılın belki size çıkar :)


   Son olarak Dex yayınlarına bu güzel kitabı okuyabilmemiz ve turunu yapabilmemiz için sponsor olduğundan dolayı teşekkürlerimi iletiyorum.


   Bir sonraki yorumda görüşmek üzere, keyifli okumalar :*



Puanım;






10 Temmuz 2015 Cuma

TBT 1.Tur | Kelime Avcısı Yorumu | stealthreader



Kitabın Adı: Kelime Avcısı
Orjinal Adı: Word Exchange
Yazarı: Alena Graedon
Çeviri: Müge Bayyurt
Yayınevi: Timaş
Sayfa Sayısı : 528
Liste Fiyatı: 27,50






      Kitapların tükendiği, el yazısının yavaş yavaş unutulduğu, kütüphanelerin kapandığı, gazetelerin artık hükmünün kalmadığı ve tüm iletişimin "Mem" adı verilen gelişmiş tabletler üzerinden yürüdüğü bir dünya… Peki insanların konuşmak için bile bu cihazlara ihtiyaç duyduğu ve artık kelimelerin para ile satıldığı yakın bir gelecekte, dünya üzerindeki son sözlüğün editörü bir gece ansızın ortadan kaybolursa ne olur?

      Peki ya siz birine âşık olduğunuzu ona anlatmak için artık kelimelere para ödemek zorunda kalacağınız bir dünyada nasıl yaşardınız? Her sayfası aksiyon, edebiyat, felsefe ve macera dolu yepyeni bir roman… 

      Selam millet! Uzun zamandır düşündüğümüz bir şeyi gerçekleştirdik ve bir blog tur açtık. Titan Blog Turu (@titanblogturu) ile sizleri evlerinizden alıp taa Titan'a varan kitaplarla buluşturuyoruz. Turumuzun ilk kitabı Kelime Avcısı'ydı. Uzuuuun bir sürede okundu ve bitti. Birazdan neden uzun bir süre olduğunu açıklayacağım.
      
      Kitabın konusuna kısaca değinecek olursak: Öyle bir zaman düşünün ki... Gazeteler, kitaplar, dergiler yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Kütüphaneler kapatılıyor. Kalan son sözlüğün editörü ise ortadan kayboluyor. 
      Konusu bu zamana kadar okuduğum distopyalardan çok farklıydı. Kesinlikle insanı ilk andan içine çekebilecek bir konusu vardı fakat yazarın anlatımı buna engel oluyordu. Yazar o kadar gereksiz ayrıntılara girmişti ki sıkılmadan okuduğum tek bir bölüm yoktu. Özellikle neredeyse her sayfada olan yarım sayfalık açıklamalar beni o kadar bunalttı ki oraları okumadan geçmeye karar verdim. 
      Kurgu bana göre çok zayıftı. Zaten ilk 200sayfa bir şey olduğu yok. Ondan sonrasında ise tek bir olay üzerinden ilerliyor her şey. Yan olay falan olmadığı için okumak benim için güçleşti. Sırf bitirmek için okudum çünkü kitapları yarım bırakmaktan nefret ederim. Karakterle hiç değinmeyeceğim bile çünkü hiçbir karakteri sevmedim. Bu da kitabı beğenmememdeki bir etkendi. 
      Tüm bunlar benim düşüncelerim ve kitabı merak ediyorsanız alıp okuyabilirsiniz. Çünkü kitapyurdu sitesindeki yorumlara baktığımızda okuyuculardan birçoğu beğenmiş kitabı. Sanırım bana hitap etmeyen bir kitaptı. 
      Destekleri için Timaş Yayınları'na ve Anıl ablaya teşekkür ederiz. İnstagram hesabımızdaki çekilişe katılmayı unutmayın, görüşürüz. :D
      
      Puanım:



















8 Temmuz 2015 Çarşamba

TBT 1.Tur | Kelime Avcısı Yorumu | kitapmiti


Kitabın Adı : Kelime Avcısı

Orjinal Adı : Word Exchange

Yazarı : Alena Graedon

Yayınevi : Timaş

Sayfa Sayısı : 528

Liste Fiyatı : 27,50







Kitapların tükendiği, el yazısının yavaş yavaş unutulduğu, kütüphanelerin kapandığı, gazetelerin artık hükmünün kalmadığı ve tüm iletişimin "Mem" adı verilen gelişmiş tabletler üzerinden yürüdüğü bir dünya… Peki insanların konuşmak için bile bu cihazlara ihtiyaç duyduğu ve artık kelimelerin para ile satıldığı yakın bir gelecekte, dünya üzerindeki son sözlüğün editörü bir gece ansızın ortadan kaybolursa ne olur?

Peki ya siz birine âşık olduğunuzu ona anlatmak için artık kelimelere para ödemek zorunda kalacağınız bir dünyada nasıl yaşardınız? Her sayfası aksiyon, edebiyat, felsefe ve macera dolu yepyeni bir roman… 

"İnanılmaz sürükleyici, beklenmedik gelişmelerle okuru sarsan bir roman! Alice Harikalar Diyarında'yı seven okurlar için tam bir alternatif gelecek kurgusu…" 
-The Daily Beast-

"Kesinlikle harika… Türünün ilk örneği! Yazı, kelimeler ve edebiyat üzerine kurulu bir macera romanı!" 
-Booklist-

"Teknolojiye ne kadar esir olduğumuzu ve bu esaretin yazıya, felsefeye ve dile vurduğu baltanın keskinliğini gösteren sarsıcı bir roman…"
-The Washington Post-





    Herkese merhaba. Titan Blog Turu'muzun ilk kitabı olan Kelime Avcısı'nın yorumu ile karşınızdayım. Kitabın kapak tasarımına gerçekten de bayıldım.Çok harika duruyor.Hatta yazısız halini bir süre telefonumun duvar kağıdı olarak kullandım :)

    Kitaptan kısaca söz etmek gerekirse; Anana'nın babası bir sözlük yazıyor. Fakat bir gün ortadan kayboluyor. Kaçırıldığından şüphelenen Anana oldukça korkuyor ve babasını aramaya başlıyor. Kitaptaki zaman da dünya öyle bir hale gelmiş ki her şeylerini "Mem" adlı tabletlerle yapıyorlar.Ki taksiyi durdurmak için ya da camı açmak için bile mem'i kullanıyorlar. Okurken bu benim çok tuhafıma gitti. Tamam bizde üsengeciz ama bu kadar da değil.Ayrıca kelimelerin anlamlarını öğrenmek için para kullanıyorlar ve git gide kelimeler unutulmaya başlıyor. İnsanlar arasında büyük bir iletişimsizlik başlıyor.
Mem'in zararları bununla da bitmiyor.Sürekli mem kullanmaya başlayan insanlara zamanla bir virüs bulaşıyor ve cümleler kuramamaya saçma,anlamsız kelimeler kullanmaya başlıyorlar. Kitaptaki olaylar bu şekilde ilerliyor.Bir yandan virüsü çözümlemeye bir yandan da Anana babasını aramaya devam ediyor.
     Kitap bazen Anana'nın ağzından anlatılıyor.Bazen de Anana'nın babasının yanında çalışan aynı zamanda çok yakın arkadaşı olan Bart adlı karakterin günlüğünden ilerliyor.
      İlk okumaya başladığımda gerçekten de çok sıkıldım.Bir türlü ilerlemedi kitap.Çok aşırı merak etmeme rağmen okuyamadım.Fakat bir süre sonra sarmaya başladı.Merak uyandırdı. Yine de çok çok beğendiğimi söylemeyeceğim. Güzel bir kitap kötü değil ama ben daha çok aşk bekliyordum.Aşk yoktu.Bir de çoğu bölümde karakterlerin konuşamamasından dolayı olan anlamsız kelimeler okunmayı zorlaştırıyordu.Uzun zamandır bir kitabı bu kadar yavaş okumamıştım.
        Benim yorumum bu şekildeydi umarım beğenirsiniz.Çok aşırı sevemediğimden dolayı ne yazacağımı gerçekten bilmiyorum. 
         Kitap için bize sponsor olan Timaş Yayınevi'ne ve bizimle yakından ilgilenen Anıl Abla'ya çok teşekkür ederim.Bir sonraki yorumda görüşmek üzere keyifli okumalar :*

Puanım ;